Hayatın hızlı temposu içerisinde bazen kendimizi kaybettiğimizi fark etmek zordur. Günlük rutinlerin, iş baskılarının ve sorumlulukların arasında benliğimizi unutabiliriz. Ne zaman ve nasıl değiştiğimizi bile anlayamayız. İşte ben de böyle bir farkındalığı, yıllar sonra karşılaştığım lise arkadaşlarım sayesinde yaşadım.
Geçtiğimiz günlerde, yıllardır görmediğim lise arkadaşlarımla çok farklı bir şehirde, hiç beklemediğim bir anda karşılaştım. Bu ilginç tesadüf bana sanki zamanın geriye aktığını hissettirdi. O an, lise yıllarına dönmüş gibiydim.
Arkadaşlarımı en son lisede görmüştüm ve şimdi her biri farklı mesleklerde, farklı hayatlar sürüyordu. Bu karşılaşma, sadece eski dostlarımla bir araya gelmek değil, aynı zamanda kaybettiğimi düşündüğüm benliğimi de yeniden bulmaktı.
Bu beklenmedik buluşma, zamanın bir anlığına durmasını sağladı. Yılların getirdiği değişikliklere rağmen, içimizde bir yerlerde lise yıllarındaki gençlik heyecanını hâlâ taşıyorduk. Eski günleri yad ederken, anılarımızın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladım. Herkesin yaşamında bambaşka yollar çizdiğini görmek, hayatın ne kadar değişken ve sürprizlerle dolu olduğunu hatırlattı.
Birlikte geçirdiğimiz vakit boyunca eski anılardan bahsettik, lise dönemindeki gülüşlerimizi ve maceralarımızı yeniden hatırladık. O an fark ettim ki, ben uzun zamandır gerçekten gülmüyordum. Yoğun iş temposu, günlük hayatın getirdiği stres ve sorumluluklar, siz den gülüşlerinizi çalıyormuş.
Yaşadığım bu olay kendime şu soruları sormamı sağladı ‘Gerçekten mutlu muyum?’, ‘Günlük hayatımda neyi eksik bırakıyorum?’, ‘Benliğimi nasıl geri kazanabilirim?’
Ben kaybolduğumu fark ettim.
Eski dostluklar ve anılar bana kendimi yeniden hatırlattı. Yoğun temponun içindeki benliğimizi bulmak, bazen eski anılarımızda saklıdır.
Eski arkadaşlarla geçirilen bir akşam, bana kim olduğumu hatırlattı.