19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulma sürecindeki en kritik dönemeçtir. Mustafa Kemal Atatürk o gün Samsun’a ayak basıp Milli Mücadele’yi başlatmasaydı bugün yaşadığımız coğrafyanın ve milletimizin kaderi çok farklı bir noktada olabilirdi.
Eğer o ilk adım atılmasaydı, Anadolu’da halihazırda başlamış olan direniş hareketleri bir merkezden yönetilemezdi. O dönemde yurdun dört bir yanında bölgesel cemiyetler kendi topraklarını korumaya çalışıyordu. Bu dağınık güçleri tek bir çatı altında toplayacak bir liderlik olmasaydı, işgalci devletler bu küçük direniş odaklarını tek tek ve kısa sürede etkisiz hale getirebilirdi. Düzenli bir ordu kurulamazdı.
Bazı tarihçilerin aktardığı bilgilere göre Mondros Mütarekesi sonrası imzalanan Sevr Antlaşması fiilen uygulanmaya konurdu. Bu da Türk milletinin İç Anadolu’da çok dar bir alana sıkışması ve egemenliğini tamamen kaybetmesi anlamına gelirdi. İstanbul Hükümeti’nin o dönemki çaresiz yapısı nedeniyle bağımsız bir devlet yerine başka bir ülkenin mandası veya himayesi altına girmek tek seçenek olarak kabul edilebilirdi.
19 Mayıs’ta Atatürk Samsun’a doğru yol almasaydı ne Ankara’da bir meclis açılabilir ne de tam bağımsız bir cumhuriyet kurulabilirdi. Bugün özgür bir Türkiye Cumhuriyeti görüyorsak, bunun en büyük sebebi 19 Mayıs 1919’da o sorumluluğu alan iradedir. Böyle bir sömürge düzeninde ne kadın haklarından ne de toplumsal modernleşmeden bahsetmek mümkün olurdu. Hatta bugün sosyal medya hesaplarından "Kadınlar evde kalsın" diye pervasızca paylaşım yapabilen zihniyete adeta gün doğardı.