Ecem Yaman

1965'lere zaman yolculuğu yapalım…

Ecem Yaman

Almanya’da 1965 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, seçimin kimin kazanacağına dair hiçbir ön görü yoktu. Ancak seçimlerin bitmesine az bir süre kala kamuoyunda bazı sesler çıktı. Hristiyan Demokratların kazanacağı söylentisi yayıldı.

Ve gerçekten de öyle oldu. 

1965 Almanya Federal Cumhuriyeti’nde, Hristiyan Demokrat Birliği seçilen oldu.
Peki, Hristiyan Demokratların kazanacağı söylentisi yayılmasaydı, gerçekten kazanabilir miydi? Aynı soruyu Elisabeth Noelle Neumann’da sordu. Ve konunun üstüne gitti. 

Daha önceki yazılarımda kitle iletişim araçlarının insanlar üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu söylemiştim. 

O yıllarda propaganda yapma amaçlı radyo ve gazete çok kullanılıyordu. Özellikle siyasi partiler kitle iletişim araçlarını daha fazla insana ulaşabilmenin bir aracı olarak kullanmıştır. Dolayısıyla toplum bu süreçte manipülasyona maruz kaldı. 

Neumann şu fikri ortaya atmıştı, iletişim araçlarının kitleler üzerinde büyük etkisi var fakat bu etkiler geçmişte kestirilemiyordu.  

Ve suskunluk sarmalı teorisini geliştirdi. 

Bu teoriye göre; ‘Toplum, sapan bireyleri dışlamakta tehdit eder, bireyler sürekli olarak dışlanma korkusu içindedir, bireyin yaptığı gözlem, onun düşünce ve kanaatlerini açıklayıp, açıklamaması sürecine etki eder’ (Işık, 2014) 
Biz buradan şunu anlıyoruz… 

Bireyler yalnız kalmaktan, dışlanmaktan korktuğu için çevresini sürekli kontrol eder ve toplum ne düşünüyorsa ve kendi fikirlerine uyuyorsa o zaman bunu açıkça dile getirir. Eğer kişinin görüşlerine zıt ise sessiz kalır. Ve bu kişiler ağırlıklı olarak kitle iletişim araçlarını takip ediyor.

1965 yılından bahsettik, ama günümüzde de suskunluk sarmalını her yerde görebiliriz.

 Günümüze bunu uyarlarsak, Twitter özellikle kadınların dışlanma korkusunu azalttığı ve bazı konularda tartışmalarda yer aldığı görüldü. LGBT bireylerin toplumda dışlandığını biliyoruz. Ancak sosyal medya suskunluk sarmalı etkisini azalttığını ve bu tip mecralarda düşüncelerini daha özgür ifade ettikleri görüldü. 
Başka insanların görüşlerini dikkate almak önemli…

Ama asıl önemli olan bizim hangi konu hakkında ne düşündüğümüz ve bunu özgürce ifade edebilmemiz. Belki de toplumun gerçekte böyle bir şeye ihtiyacı vardır.  
 

Yazarın Diğer Yazıları