Buket Didem Ulu

Masumiyet Müzesi

Buket Didem Ulu

Masumiyet Müzesi romanını okuyan veya dizisini izleyen kişilerin kaçırdığı bir şey var: Sibel…

Ben Kemal ve Füsun’un saplantılı aşkına değil de Sibel’e değineceğim. Kemal'in Sibel ile olan ilişkisi daha güvenli, kapsayan ve stabil bir ilişki olmasına rağmen Kemal bu ilişkiden sıkılır, çünkü bazı kişiler stabil ve kaotik olmayan ilişkiler tanıdık gelmediği için geçmiş travmalarını tetikleyecek ilişkilere yönelir. Yani arzu ve sevgiyi aynı kişide bir araya getirmekte sorun yaşar. Sibel’de sevdiği adamı toparlamaya çalışan, bunu kimseye belli etmeden yapmaya çalışan bir kadın.  Ha yanlışları yok mu elbette var. Birini değiştirmeye çalışmak ve bu uğurda ışığını kaybetmek.

Tek doğrusu bana göre geç de olsa vazgeçmeyi bildiği nokta oldu. Yaşadığı onca şeye rağmen intikam hırsından uzak, sınırlı, kendini koruyan duruşuna işin özünde kendini seçmesine bayıldım. Başlarda çevresinin onayını önemseyen tutkudan ziyade itibarla beslenen bir kadınken Kemal’in akıl almaz davranışlarıyla kendini seçiyor.

Ve hayatta ki muhtemel sonlar…

Bir süre dizide hiç yer almayan Sibel’in en yakın arkadaşıyla evlendiğini duyuyor Kemal. İlk başlarda Füsun ile olan git gelli ilişkisi devam ettiği için çok umursamasa da dizinin son sahnesinde herkesin beklediği o son geliyor. Yıllar geçiyor, bir ülkede Kemal Sibel’e benzeyen genç bir kız görüyor. Sibel’in kızını görüyor aslında… Arkada Sibel, en yakın arkadaşı ve diğer kızları…

Kemal acıyla mutlu gibi görünse de sevdiği iki kadını da kaybetmenin acısını yaşıyor bana göre.

Hayatta da böyle gerçekten. Daha göreceğim çok şey var ama, üzüldüğü zaman sessizce giden insanlar bir gün mutlaka böyle bir an yaşıyor. Sibel gibi zamanında kendini üzen adamı üzgün bir halde görme anını… Üstelik kendi mutluyken…

 

Yazarın Diğer Yazıları