Eski bayramlar kalmadı deniyor hep… Ama biz de zaten eskisi gibi kalmadık… Zamanla eksildik ve bayram kutlayacak enerjimiz kalmadı.
Ben eskiden aile apartmanında dedemler ve dedemlerin kardeşleri ile beraber yaşıyordum. Bayram gelmeden binada telaş başlar, temizlik ve ikramların hazırlığı yapılırdı. Bayram sabahında amcamlar ve kuzenlerim bir araya gelir, kalabalık bayram sofrasında hep beraber neşe ve mutluluk içinde bayram yemeğini yerdik. Sonrasında binadaki herkes bize gelir, çaylar, kahveler ve muhteşem sohbetlerle bayrama devam ederdik. Misafirlerimize şeker yetmez, ikramlıklarımız son güne kalmazdı…
Çocukluğumda yaşadığım bu günler ilk olarak dedemin vefat etmesiyle son buldu. İlk yas bayramını dedemin vefatından sonra yaşamıştık ama o zaman ki acı şimdi yaşadığımız acıya bakarak çok azmış. Sonrasında çok sevdiğim amcamı kaybettik… O bayram yemeği yine bir arada yendi ama kimsenin eski mutluluğu o sofrada yoktu…
Sonra korona döneminde maalesef evlere dağıldık ve daha keyifsiz bayram yemeği yemeye başladık. Ama o zamanların en güzel yanı babamın hayatta olmasıydı. Geçtiğimiz Eylül ayında canım babacığım hayata gözlerini yumdu. İlk bayramımız Ramazan’da oldu. ‘Yas Bayramı’ kavramının tokat gibi yüzüme vurulduğu ve gerçeği yaşamaya başladığım ilk bayram oldu. Soframız yine kalabalıktı şükür… Ama ne kadar kalabalık olursa olsun gözünüz sadece bir kişinin eksikliğinde kalıyor.
Şimdi büyüklerin dediği ‘Eski bayramlar kalmadı’ sözünün bende çağrışımı şöyle oldu: Artık heyecanlandığım bir bayram yaşayamıyorum… Çünkü özellikle böyle zamanlarda eksik yanlarınız size daha çok acı veriyor. Herkes zamanla eksildi… Zamanla heyecan yerini acıya bıraktı… Bu sebepten dolayı da evet eski bayramlar kalmadı. Nasıl kalsın ki?