Hepimizin aklında zaman zaman aynı hayal dolaşır: Sorunsuz bir hayat. Tartışma yaşanmayan bir aile, huzurlu bir şehir, pürüzsüz bir ilişki… Oysa gerçek hiç de öyle değil. Hayatın doğasında sorun vardır. Biz nefes aldıkça, yaşadıkça yeni bir mesele karşımıza çıkar. Tam her şey yolunda gidiyor diye düşündüğümüz anlarda bile mutlaka bir sorunla karşılaşırız. Ama bana göre hayat hep bir sorun çözme işi.
Bunu kabullenmek belki ilk başta zor gelebilir. Çünkü çoğumuz mutluluğu ‘hiç problem yaşamamak’ sanıyoruz. Oysa asıl mesele, karşımıza çıkan sorunlarla nasıl başa çıktığımızdır. Daha iyi bir yaşam, daha iyi sorun çözme becerisinden geçer. Oturup şikayet etmek yerine hemen harekete geçip çözüm bulursak bu sayede hayatımızı daha da kolaylaştırabiliriz diye düşünüyorum.
Kimi zaman işte, kimi zaman evde ya da sokakta sadece yürürken bile… Karşımıza çıkan her zorluk bize yeni bir şeyler öğretir. Bizi büyütür, sabırlı kılar, daha olgun kararlar vermeyi öğretir, bize yeni tecrübeler kazandırır. Sorunların tamamen yok olduğunu düşünürsek böyle bir hayat aslında gelişimin de durduğu bir hayat demek olur.
Benim kanaatim şu yönde: Yaşamı sorunlardan arındırmaya çalışmak yerine, sorun çözmeyi öğrenmeye çalışmalıyız. Bunu öğrenip bu yönümüzü geliştirdikçe en küçük sıkıntının bile bize kattığı değeri fark edebiliriz. Belki de sorunların içinde kaybolmadan yürüyebilme cesaretini gösterdiğimizde daha mutlu bir hayatımız olur.
Peki siz sorunlarla barışık mısınız, yoksa hala onlardan kaçmayı mı deniyorsunuz?