Ayşegül Şerife Akçakaya

Hayata Dair Bir Hatırlatma: Kaybetmeden Önce Değerini Bil

Ayşegül Şerife Akçakaya

Hayatta öyle şeyler vardır ki, hep yanımızda oldukları için değerini fark etmeyiz. Gözümüz alışır, kulağımız duymamaya başlar, kalbimiz hissetmez hale gelir. Oysa en kıymetli olan aslında çoğu zaman yanı başımızdadır.

Bir ağacın gölgesi mesela… Yaz sıcağında serinletir, kışın dallarıyla gökyüzüne uzanır. Ama biz, o ağaçsız bir meydanın ne kadar çıplak olacağını düşünmeyiz. Ya da çocukluğumuzun geçtiği sokak… Hep orada duruyor diye değerini bilmeyiz; ta ki bir gün yıkılıp yerine soğuk bir bina yapılana kadar. İnsan ilişkileri de böyledir. Her zaman yanımızda olan dostumuz, ailemiz, hatta her gün göz göze geldiğimiz komşumuz. Hep var sanırız, hep orda nasılsa diye düşünürüz. Onların varlığına o kadar alışırız ki, yokluk ihtimalini aklımızdan bile geçirmeyiz. Sonra bir gün hayat bizi hazırlıksız yakalar; gidişleriyle boşluğu doldurulamaz bir kayıp bırakırlar. İşte o an, kıymet bilmenin gecikmiş pişmanlığı düşer içimize.

Doğa da biraz öyle değil mi? Bir dağın heybeti, bir denizin maviliği, bir bahçenin huzuru. ‘Nasılsa hep orada’ diye düşündüğümüz için hoyratça tüketiriz. Oysa bir gün kesilen ağaç geri gelmez, kuruyan dere yeniden akmaz ve kaybettikten sonra ‘keşke’nin faydası olmaz. Belki biz farkına varmayız ama hayatın bize sürekli fısıldadığı bir şey var: Değer, kaybetmeden bilinmeli. Çünkü nasılsa hep orada diye önemsemediğimiz her şey, bir gün gerçekten yok olabilir. Ve biz, ardında kalan boşluğa baka baka keşke demek zorunda kalırız.

Belki bugün, en sıradan sandığımız şeyin aslında en kıymetli olduğunu fark etmenin tam vaktidir. Bir bakış, bir selam, bir nefes… Hepsi ‘hep orada’ sandığımız ama aslında her an elimizden kayıp gidebilecek şeyler.

Yazarın Diğer Yazıları