Ayşegül Şerife Akçakaya

Bereketin Çoğaldığı Günler

Ayşegül Şerife Akçakaya

Her yıl ramazan ayının gelişiyle birlikte evlerin içinde, sokakların üzerinde, kalplerin derininde tatlı bir telaş başlıyor. Sofralar daha özenli kuruluyor, mutfakta tencere kapakları biraz daha heyecanla açılıp kapanıyor. Sanki aynı yemekler yapılmıyor da, aynı masa kurulup aynı insanlar oturmuyor da her şey bir başka oluyor.

Ramazan ayında sofralar gerçekten daha bereketli oluyor gibi gelir bana. Belki çeşit arttığı için değil niyet çoğaldığı için. Aynı ekmek, aynı çorba ama paylaşıldığı için daha lezzetli. Gün boyu sabredip akşam ezanını beklerken içimizde biriken o şükür duygusu, sofraya da yansıyor sanki.

Çocukluğumdan beri içimde tarif edemediğim bir mutluluk olur bu ayda. Mahyaları görünce heyecanlanan, iftara kaç dakika kaldığını sorup duran o çocuk halim hala içimde yaşıyor. Pide kuyruğunda beklemek bile bir ritüeldi bizim için. Ezan sesiyle birlikte herkesin aynı anda suya uzanması… O ilk yudumun verdiği huzur… Sanki bütün şehir aynı kalp atışıyla yaşıyormuş gibi.

Ramazan biraz da yavaşlamak demek. Günlük koşturmanın içinde fark etmediğimiz ayrıntıları görmek demek. Daha az konuşup daha çok düşünmek, daha az kırıp daha çok anlayabilmek demek. Sadece midemizi değil, dilimizi ve kalbimizi de tutmak demek. Bir de paylaşma tarafı var… Komşuya gönderilen bir tabak yemek, kapısı çalınan bir ihtiyaç sahibi, edilen bir dua. İnsan verdikçe hafifliyor bu ayda. Sanki fazlalıklarımızdan arınıyoruz; hem maddi hem manevi.

Belki de bu yüzden her Ramazan’da içimde tuhaf ama güzel bir sevinç olur. Hüzünle karışık bir huzur… Geçmiş Ramazanların hatırası, sofrada eksilen büyüklerimizin yeri, ama yine de devam eden bir umut. Ramazan sadece takvimde bir ay değil kalbimize dokunan bir misafir. Hoş gelsin, evlerimize bereket, gönüllerimize sükûnet getirsin.
 

Yazarın Diğer Yazıları