Geçtiğimiz cumartesi Salih Bademci'nin Sesler oyununu izledim. Üzerinden bir kaç geçti ama hâlâ etkisindeyim. Hatta sanırım bir süre daha çıkamayacağım.
O kadar güzeldi ki... Nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. Çünkü izlediğim şeyi yalnızca bir tiyatro oyunu olarak tarif etmek, hissettiklerime haksızlık olacak.
Ben dün akşam sesleri gördüm. Evet, bildiğimiz sesleri... Duyguları da gördüm. Sahnede birer birer canlandılar, konuştular, yaşadılar. Salih Bademci, seslere ve duygulara öyle güzel hayat verdi ki bir süre sonra karşımda tek bir insanın olduğunu unuttum. İşte bu, herkesin başarabileceği bir şey değil.
Bir insan sesiyle neler anlatabilirmiş!
Oyun, çocukluğundan başlayarak anılarını anlatan bir adamın yolculuğu gibi ilerliyor. Bir anıdan diğerine geçerken bazen gülümsüyorsunuz, bazen hüzünleniyorsunuz. Bazen de hiç beklemediğiniz bir anda kendi geçmişinize gidiyorsunuz.
İstanbul'un sesleri var oyunda. Sokakların, insanların, yaşanmışlıkların sesleri... Ama yalnızca İstanbul'u dinlemiyorsunuz. Kendi çocukluğunuzu, geçmişinizi, unuttuğunuzu sandığınız anılarınızı da hatırlıyorsunuz.
Meğer bir ses insanın hafızasında ne çok şey saklarmış! Bazen bir insanı, bazen bir sokağı, bazen de yıllar önce yaşadığınız küçücük bir anı... Günlük hayatın telaşında fark etmeden yanından geçtiğimiz, duymadığımız, hatta önemsemediğimiz ne çok ses varmış. Salih Bademci bütün bunları öyle güzel hissettirdi ki...
İyi oyunculuk başka, insana dokunabilmek bambaşka!
Salih Bademci'nin oyunculuğunu zaten çok beğenirdim. Ama sahnede izlemek bambaşkaymış. Sesini kullanışı, mimikleri, bakışları, duygular arasındaki geçişleri... Bir an çocuk oluyor, bir an büyüyor. Bir bakıyorsunuz gülümsetiyor, hemen ardından içinize bir hüzün bırakıyor. Üstelik bütün bunları öylesine doğal yapıyor ki oyunculuk yaptığını bile unutuyorsunuz. Ben bu oyunu bir başkasının aynı şekilde oynayabileceğini düşünmüyorum.
Çünkü oradaki mesele yalnızca ezberlenmiş bir metni anlatmak değil. O metni hissetmek, yaşamak ve karşınızdaki insana da yaşatabilmek. Salih Bademci bunu fazlasıyla başardı. Hem de öyle bir başardı ki oyun boyunca yalnızca onu izlemedim, kendimi de dinledim.
Oyun bitti ama ben aynı insan olarak çıkmadım! Belki de beni en çok etkileyen tarafı buydu. Bir tiyatro oyununa gidiyorsunuz. Güzel bir akşam geçirmek, sevdiğiniz bir oyuncuyu sahnede görmek istiyorsunuz. Sonra hiç beklemediğiniz bir şey oluyor. Hayata bakışınıza küçücük de olsa yeni bir pencere açılıyor. Daha önce üzerinde düşünmediğiniz şeyleri düşünmeye başlıyorsunuz. Her gün duyduğunuz seslerin aslında ne kadar anlam taşıdığını fark ediyorsunuz. İnsanın hafızasıyla, geçmişiyle, duygularıyla kurduğu ilişkiye başka bir gözle bakıyorsunuz. Ben oyun bittiğinde tam da bunları hissettim.
Salondan çıktığımda aynı bendim elbette ama sanki içimde bir şeylerin yeri değişmişti. Ve bence sanatın insana verebileceği en güzel şeylerden biri de bu. Biraz düşündürmek, biraz hissettirmek, belki de hiç farkında olmadığımız bir yanımızla bizi tanıştırmak.
Herkese hitap eder mi?
Bilmiyorum. Ama duygularını tanımayı seven, yeni şeyler öğrenmekten hoşlanan, hayata farklı açılardan bakabilen ve kendini keşfetmeye açık olan herkesin bu oyundan çok şey alacağına inanıyorum. Çünkü Sesler, yalnızca izleyip geçeceğiniz bir oyun değil. Sizin de kendinizden bir şeyler bulacağınız, belki yıllardır duymadığınız kendi sesinizi yeniden duyacağınız bir deneyim. Ben çok şey aldım. Bir sesin insanı yıllar öncesine götürebileceğini biliyordum ama bir oyuncunun o sesi gözlerimin önünde canlandırabileceğini bilmiyordum.
Dün akşam bunu da öğrendim. Sevgili Salih Bademci... Harikaydın. Gerçekten harikaydın! Seni sahnede izlemek büyük bir keyifti ama bana kattıkların çok daha kıymetliydi. Duygularıma dokunduğun, bana yeni bir bakış açısı kazandırdığın, seslerin içinde saklı kalan onca şeyi fark ettirdiğin için çok teşekkür ederim. Ve en çok da şunun için... Bundan sonra bir sesi duyduğumda yalnızca dinlemeyeceğim. O sesin bende neyi uyandırdığına da bakacağım. Çünkü artık biliyorum ki seslerin de bir ruhu varmış, Salih Bademci gösterdi.

