Merhaba ’ Kayseri Anadolu Haber’ gazetesinin değerli okuyucuları. Bu hafta Hukuk Günlüğü köşemizde Toplum Düzenini Sağlayan Kurallar üzerinde duracağım. Şöyleki kurallar koymak suretiyle kişilerin haklarını ve ödevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını belirlemek, kişilerin birbirleriyle ve toplumla ilişkilerini düzenlemek, kişiler arasındaki menfaat çatışmalarını önlemek, kısacası toplum düzenini sağlamak, hukuk kuralları başta olmak üzere çeşitli nitelikte kurallar ile mümkün olmaktadır.
Toplumda arzu edilen huzuru, düzeni ve güvenliği sağlamak üzere konulmuş kurallar, Hukuk Kuralları, Din Kuralları, Ahlak Kuralları, Gelenek (Töre, Örf-Adet) Kuralları, Görenek (Görgü, Adab-ı Muaşeret ) Kuralları şeklinde geliştirilmiştir. Bunlara Toplumu Düzenleyen Krallar demekteyiz. Bu kuralların ortaya çıkışı ve kaynağı konusunda farklı görüşler vardır. Fakat tarihi gelişim bakımından bu kuralların en eski olanının din kuralları olduğu tahmin edilmektedir. Zira insanların aile, kabile ve boylar halinde nispeten küçük topluluklar teşkil ederek yaşadıkları dönemlerde din kuralları, ahlak kuralları, gelenek, görenek, töre kuralları birbirine karışmış durumdaydı. Ancak hepsi birden din kuralları şeklinde ve dinin bir parçası olarak uygulanmaktaydılar.
Toplumların büyüyerek, siyasi ve hukuki bakımdan devlet şeklinde teşkilatlanmasıyla toplum düzeninin sağlanması için gerekli olan kuralların tespit edilmesi ve bunların uygulanması görevi devlet organlarına bırakıldı. Böylece toplumu düzenlemek için devletin yetkili organları tarafından konulan ve yine devletin yetkili organları tarafından uyulması sağlanan hukuk kuralları geliştirildi.
Günümüzde devlet tarafından konulup uygulanan hukuk kurallarının yanında din, ahlak, gelenek, görenek kuralları gibi kurallar da birbiriyle uyum içinde toplumun düzenlenmesinde rol oynarlar. Bu kuralların ortak özellikleri, hepsinde de insan davranışlarını düzenlemek ve yönlendirmek amacının olmasıdır. Kişisel nitelikteki sübjektif ahlak kuralları hariç, bu kuralların hepsi, genel nitelikte olup, bütün toplumu ilgilendirirler. Bu kurallar, insanın ve toplumun müşterek ihtiyaçlarından ortaya çıkmışlardır ve bunların hepsine uyma zorunluluğu vardır.
Bugün geçerli olan modern devlet anlayışına göre toplumda yaşayan insanların uymak zorunda olduğu kuralların başında Hukuk Kuralları gelir. Hukuk kuralları, hukukun buyruğunu veya emrini ihtiva ederler. Hukuk kurallarını ortaya koyan, koruyan ve uygulayan devlettir. Hukuk kuralları, toplumu düzenlemek için devletin yetkili organları tarafından konulan kurallardır. Hukuk kuralları genel, herkes için geçerli emir ve yasaklar koyarlar. Bu kurallar, kanun, tüzük, yönetmelik gibi çeşitli şekillerde ortaya konulur. Bunların hepsine uymak zorunluluğu vardır. Kişiler, devlet tarafından bu kurallara uymaya zorlanırlar.
Hukuk kurallarının kendilerine özgü özellikleri vardır. Özellikle hukuk kurallarının koyucusu ve koruyucusu devlettir. Hukuk kurallarını diğer kurallardan ayıran en önemli özelliği, hukuk kurallarını devlet koyar, devlet kaldırır, devlet uygular ve uygulamayana devlet zorla uygulatır. Uygulanıp uygulanmadığını devlet denetler, yargı yetkisini kullanır. Diğer bir özelliği de hukuk kuralları, insanın ve toplumun yararı ile ilgili olayları düzenler. Özellikle kişiye veya topluma zarar verecek kurallar içermez. Örneğin uyuşturucu kullanmayı teşvik edici kurallar içermez. Topluma ve kişilere yarar sağlayacak olayları belirler ve bu olayları düzene koyar. Kişinin sağlığını, yaşayışını, davranışını koruyucu tedbirleri kural olarak ortaya koyar.
Hukuk kuralları bir değer yargısına dayanır. Şöyleki hukuk kuraları toplumun istekleri, ihtiyaçları, düşünceleri doğrultusunda oluşturulur. Ancak toplumun değer yargısı, kişilere veya topluma zarar verecek nitelikte ise buna izin verilmez. Örneğin, uyuşturucu kullanmanın yaygın olduğu bir toplumda uyuşturucu kullanılması serbest bırakılmaz. Toplum veya kişi kendisine yarar veya zarar verebilecek olayları önceden düşünemeyebilir. Bu olaylar genellikle ülkenin eğitim, sağlık, ekonomik, sosyal, siyasal, jeopolitik gibi yapısına bağlıdır. Özellikle eğitim düzeyi düşük olan toplumlarda kişilerin düşünme yetenekleri zayıftır. Bu toplumlarda yaşayanlar iyiyi kötüyü ayırt etme yeteneğine daha az sahiptirler. Bu nedenle bu tür toplumlarda devlet genellikle toplumun değer yargılarının dışında da kurallar koyabilmektedir. Örneğin toplumda herkes kapalı alanda sigara içmeyi arzu etmelerine rağmen, toplumun bu değer yargılarına karşı, kapalı alanda sigara içmek yasaklanmıştır. Çünkü bu toplum sağlık konusunda henüz tam bir bilince sahip değildir.