İnsanın bazen sadece kendisini düşünmesi gerekir. Kendin için bir şeyleri başarmak ve yapabilmek için önce bazı şeylerin farkına varmak, ardından da kendini ve çevreni gözlemlemek gerekir. Çünkü insan kendine doğru soruları sorabildiğinde, aslında yaşadığı sorunun da farkına varmaya başlar. Belki de bu, insanın kendisi için attığı ilk adımdır.
Bence sadece kendini düşünmek bencillik değildir. Bazen belki de sadece kendinin farkına varmaktır. Ne istediğini, ne hissettiğini, neyin seni mutlu ettiğini ve neyin seni tükettiğini anlayabilmektir.
Ben bunu kendi hayatımda birçok kez deneyimledim. Başkaları mutlu olsun diye yaptığım şeylerin çoğunun beni mutlu etmediğini fark ettim. Aksine, isteyerek ve severek dahil olduğum süreçlerin bana her zaman daha iyi geldiğini gördüm. Çünkü insan, kendinden vazgeçerek başkalarını memnun etmeye çalıştığında zamanla kendi sesini duyamaz hale geliyor.
Ben artık kendi hayatı için bir şeyler yapan, çabalayan ve kendini geliştirmeye çalışan insanlara çok büyük saygı duyuyorum. Çünkü böyle bir noktaya gelebilmek, insanın kendisiyle yüzleşmesini ve hayatındaki bazı şeyleri değiştirme cesaretini göstermesini gerektiriyor. Bana göre bu insanlar çıtayı bir tık daha yukarı taşıyor.
Zaman içerisinde şunu da öğreniyoruz: Bazen insanlar onlar için yaptığımız fedakârlıkları, gösterdiğimiz iyi niyeti ve verdiğimiz değeri hak etmiyor. Hatta bazı insanlar bu iyi niyeti suistimal edebiliyor.
Eskiden gereğinden fazla samimiyet göstermenin ya da sürekli taviz vermenin karşılığında bir şeylerin değişeceğini düşünürdüm. Şimdi ise gereğinden fazla samimiyetin, zaman zaman insanın kendisine yaptığı bir saygısızlık olduğunu düşünüyorum.
Toksik insanlardan uzaklaşmak, onlara taviz vermemek ve kendi sınırlarını korumak bana artık çok daha iyi hissettiriyor. Bunu yeni yeni daha iyi kavrıyor olabilirim. Fakat bunun için kendime kızmıyorum. Çünkü geç de olsa farkına varabilmek, insanın kendisiyle barışmasını sağlıyor.
Bazen insanın verebileceği en büyük cevap, hiçbir şey söylemeden uzaklaşmaktır. Karşılık vermeden cevap verebilmek de bana göre büyük bir erdemdir. Çünkü her tartışmaya girmek, her davranışa karşılık vermek ya da kendimizi herkese anlatmaya çalışmak zorunda değiliz.
Kendimize ait olmadığımız insanlara veya yerlere teslim olmak, ait olmadığımız bir hayatı kabullenmek belki de kendimize yapabileceğimiz en büyük kötülüklerden biri. Bu yüzden ‘ben’diyebilmek, kendi isteklerimizin ve sınırlarımızın farkına varabilmek benim gözümde büyük bir nimet.
Belki de hayatın belli dönemlerinde kendimize sormamız gereken en önemli soru şu: ‘Ben gerçekten ne istiyorum?’Bu sorunun cevabını bulmak kolay olmayabilir. Fakat insan kendine bu soruyu sormaya başladığında, hayatındaki birçok şeyin de farkına varmaya başlıyor.
Ben yazılarımda genel olarak kendi yaşanmışlıklarımdan, deneyimlerimden ve çevremde gözlemlediğim olaylardan yola çıkıyorum. Yaşadığım bazı olumsuzlukları sizlerin yaşamamasını, bazı şeyleri benden daha erken fark etmenizi istiyorum. Elbette sadece olumsuzluklardan bahsetmiyorum. Hayatın güzel taraflarını, öğrendiklerimi ve bana iyi gelen şeyleri de sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
Sizlerden aldığım güzel dönüşler ise benim için gerçekten çok kıymetli. Yazılarımı okumanız, düşüncelerinizi paylaşmanız ve kendinizden bir parça bulduğunuzu söylemeniz bana yazmaya devam etmek için büyük bir motivasyon veriyor.
Belki de bu yazıyı biraz daha kişisel yapmak istedim. Çünkü bunu sizlerle konuşmasaydım içimde kalacaktı.
Uzun lafın kısası sevgili okuyucularım; olumlu ya da olumsuz, yazdığım her köşe yazısında kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi sizlere aktarmaya çalışıyorum. Eğer bir cümlem bile birinizin hayatına dokunabiliyor, bir şeyi fark etmesine vesile olabiliyorsa benim için bundan daha kıymetli bir şey yok.
Aynı şekilde yazmaya, yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Görüşleriniz benim için çok değerli.
İyi ki varsınız. Yazılarımı okuyup destek olduğunuz için teşekkür ederim.