Sürekli bir şeyleri kaçırıyor gibi hissetmek, gerçekten geç kaldığın anlamına gelmiyor. Herkes senden daha hızlı ilerliyormuş gibi geliyor. Birileri ilişki yaşıyor, birileri kariyerini inşa ediyor, birileri istediği hayatı yaşamaya başlıyor ve ister istemez kendini onların zamanıyla kıyaslamaya başlıyorsun. Ama kimse aynı takvimde yaşamıyor. Senin hazır olduğun zaman, senin yolun, senin zamanın bambaşka.
Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen hayatların arkasında da görünmeyen bekleyişler, vazgeçişler ve yeniden başlama hikâyeleri var. Bugün istediğin yerde olamaman, hiçbir zaman olamayacağın anlamına gelmiyor. Bazı şeyler zorlayınca değil, zamanı geldiğinde oluyor. Bazı başarılar geç oluyor ama kalıcı oluyor, bazı insanlar geç geliyor ama doğru geliyor ve bazı kapılar geç açılıyor ama doğru yere çıkarıyor. Yani aslında bir şeylere geç kalmıyorsun, sadece sana ait zamanda ilerliyorsun.
Hayat bu noktada insana beklemeyi, beklerken değişmeyi, güçlenmeyi, neyi ne kadar istediğini anlamayı öğretiyor. Çünkü herkes hayata aynı anda başlamıyor, aynı yükleri taşımıyor, aynı yollardan geçmiyor. Bu yüzden aynı zaman diliminde ve aynı hızda ilerlemek de mümkün olmuyor.