Kübra Yıldırım

Absürdün İçinde Yaşamak

Kübra Yıldırım

Hayatın en büyük yanılgılarından biri, bir gün her şeyin yerine oturacağı, içimizdeki huzursuzluğun kalıcı olarak dineceği inancıdır. Doğru işi, doğru insanı, doğru şehri bulduğumuzda her şeyin yoluna gireceğini sanırız. Oysa zamanla anlarız ki, asıl mesele doğru seçimleri biriktirmek değil, seçimlerin kaçınılmaz bedelini taşımayı öğrenmektir.

Her karar, aynı anda bir vazgeçiş demektir. Bir yolu seçtiğimizde diğerlerini sonsuza dek kapatırız. Bir mesleğe adım attığımızda, o mesleğin dışında kalabilecek bütün hayatları terk etmiş oluruz. Bir ilişkiye evet derken, sayısız başka yakınlaşma ihtimalini sessizce gömeriz. Bu, bir hata değil, varoluşun temel koşuludur.

Danimarkalı düşünür Søren Kierkegaard, bu gerçeği keskin bir dille ortaya koyar: Evlenirsen pişman olursun, evlenmezsen de pişman olursun. Bu cümle, onun başyapıtı Ya/Ya da'nın açılış sayfalarında karşımıza çıkar. Ancak Kierkegaard burada bir ağıt yakmaz tam tersine, bir tür yaşam bilgeliği sunduğunu iddia ederek işi bir noktada şakaya bile vurur. Peki bu şakanın ardında yatan ciddi gerçek nedir?

Cümle ilk bakışta karamsar bir paradoks gibi durur. Ama altında yatan şey, insan özgürlüğünün trajik niteliğidir. Çünkü biz sonlu varlıklar olarak sonsuz imkanların ortasında yaşıyoruz. Her evet, bir dizi hayırı doğuruyor. Ve bu hayırlar, zamanla zihnimizde yaşanmamış hayatların hayaletleri olarak dolaşmaya başlıyor. Konunun uzmanları bu hissi tam olarak şöyle tanımlıyor: Pişmanlık, düşüncenin sınırlarına ve her seçimle birlikte var olan bir alternatifin duygusal kaydına işaret eder.
Pişmanlık duygusunun anlamı sandığımızdan çok daha derin. Asıl sorun, pişmanlıktan arınmış bir hayat aramaktır. Çünkü böyle bir hayat yoktur. Seçmek, kaybetmeyi de kabul etmek demektir. Bir kapıyı açarken başkalarını kapatmak, bir yöne yürürken diğerlerine sırt çevirmektir. 

Bugün geriye baktığımızda çoğumuz aynı manzarayı görürüz. Ne yaparsak yapalım bir şeyleri özleyeceğiz. Ne kadar bilinçli karar versek de bazı sorular cevapsız kalacak, bazı yolların nasıl sonuçlanacağını merak edeceğiz. İşte Kierkegaard'ın bize gösterdiği şey, bu pişmanlığın aslında özgürlüğümüzün bir kanıtı olduğudur. Bu durum bir eksiklik değil, insan olmanın absürd gerçeğidir.

Yazarın Diğer Yazıları