Kıymetli okuyucular, bizler inançlı insanlarız. Hayatımıza inancımız doğrultusunda yön veririz. Bankacılık ve faiz işlemlerinin, dinimizce haram kılındığı herkes tarafından bilinen işlerdendir.
Bundan 40-50 yıl öncesinde Müslüman ilim adamları ticarette bankaya olan ihtiyacı belirleyerek Müslüman bir insanın, finansmanını nasıl sağlayabileceğini ve bunun İslam hukukundaki yerini tartışmaya açmışlardır. Yoğun çabalar sonucunda da finansal sermayeler oluşmuştur. Bu finans kurumları BDDK'ya başvurup İslami değerlere sahip finans kuruluşları oluşturmak istediklerini bildirdiler. Şu anda Türkiye’de dönen para pastasının sadece yüzde onuna (%10) hâkimdirler, kalan para (%90) bankalarda dönmektedir.
Şayet finans kuruluşları paralarını banka gibi faiz ile işletmeye çalışır ise BDDK bu finans kurumlarına ceza keser ve kapatılabilirler. Çünkü kuruluş tüzüğüne aykırı iş yapılmıştır. Her akıllı insanın bileceği üzere bir banka kadar çok şube açıp sonra el altından gizli gizli faiz işlemleri yapmaya gerek yoktur. Bu ahmaklık olur. Madem faize bulaşacaktınız o zaman banka açıp pastanın büyük kısmından paylanmaya çalışsaydınız.
Devletimiz de Müslüman olan halkın bu hassasiyetini gözeterek Vakıf ve Ziraat finansları kurmuştur. Buralarda iş yapmak genel adıyla bankada iş yapmak gibi kolay olmayabilir ama faize bulaşanlar gibi Allah ve Resulüne savaş açmış olmayız ve zorluktan dolayı da bir bedel öderiz. Bizim kasabada finans kurumu yok, banka kolay oluyor gibi mazeretler sunan arkadaşlar olabilir. Madem inançlı birisin, zahmete girip başka kasabaya gitmen gerekir. Bedel ödeki inancın uğrunda şahitlik etsin. Müslümanın zihninde banka ile ilgili bir düşünce olamaz, olmamalıdır.
>>DEVAMI HAFTAYA