Ayşegül Şerife Akçakaya

İlber Ortaylı'nın Ardından

Ayşegül Şerife Akçakaya

Bazı insanlar yalnızca yaşarken değil, ardından konuşulurken de bir milleti kendine ayna yapar. İlber Ortaylı da o insanlardan biriydi. Vefatını duyduğumda derin bir üzüntü yaşadım, hala da yaşıyorum.

Pazar gecesi aniden fenalaştığını ve hastanede yaşadıklarını anlatırken kurduğu şu cümle, aslında sadece bir hatıra değil, bir medeniyet özetiydi: ’Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim; Paşam, dört Türk kadını ihtiyar moruk profesörü kurtardı. İnkılaplar hedefine varmıştır.’ Bu sözleri ilk duyduğumda içimde garip bir sızıyla birlikte büyük bir gurur yükseldi. Çünkü burada anlatılan şey, bir doktor başarısı ya da bir hastane hikâyesinden çok daha fazlasıydı. Bu, Cumhuriyet’in kadınlara açtığı yolun, yıllar sonra bir hayatı kurtaran ellerde vücut bulmasıydı. Bir tarihçinin gözünden, tarihin kendisinin doğrulanmasıydı.

Ortaylı, çoğu zaman sert üslubuyla bilinse de aslında cümlelerinin altı derin bir vicdan ve hayranlıkla doluydu. O geceyi anlatırken bile, kendisini değil; kendisini hayata bağlayan kadınları ve onların temsil ettiği değeri öne çıkardı. Belki de bu yüzden, onun sözleri sadece bilgi değil, aynı zamanda bir duruştu.

Bir başka sözü daha var ki, bugünlerde kulaklarımıza daha çok küpe olmalı: ’İnsanın ilk önce ahlak okuması gerek; diplomalar meslek içindir.’ Ne kadar sade, ne kadar sert ve ne kadar gerçek… Bugün diplomaların, unvanların, makamların gölgesinde çoğu zaman unuttuğumuz bir hakikati yüzümüze çarpıyor. Bilginin insanı büyütmesi için önce karakterin o bilgiyi taşıyacak kadar güçlü olması gerektiğini hatırlatıyor. Yoksa bilgi, insanı yüceltmek yerine sadece daha görünür hatalar yapmasına neden oluyor.

Ortaylı’nın ardından konuşurken aslında bir tarihçiyi değil; bir zihniyeti, bir bakış açısını, bir terbiyeyi konuşuyoruz. O, geçmişi anlatırken bugünü eğiten nadir insanlardandı. Her cümlesinde biraz uyarı, biraz sitem, biraz da umut vardı. Belki de en çok bu yüzden içimizde bir eksiklik hissi var. Çünkü bazı insanlar ölünce sadece bir kişi gitmez; bir üslup, bir cesaret ve bir doğruculuk da eksilir hayattan. Ama geriye bıraktığı sözler, kitaplar var. Ve o sözler, o kitaplar sonsuza dek yaşayacak.

Yazarın Diğer Yazıları