Ayşegül Şerife Akçakaya

Bazı İnsanlarla İki Kez Tanışırız

Ayşegül Şerife Akçakaya

İnsanın en çok şaşırdığı anlar, en yakını sandıklarına yeniden baktığı anlardır. Bazen bir insanı bir ömür tanıdığımızı düşünürüz de, aslında onu hiç tanımamış olduğumuzu bir tek cümlesiyle, bir tek bakışıyla anlarız. Tanıdığımızı sandığımız en yakınlarımızla bazen iki kez tanışırız. Birincisi her şey yolundayken. İkincisi ise hayat bizi sınarken…
Mutlu bir haber aldığımızda mesela. İçimiz içimize sığmazken, heyecanla anlatmak isteriz. O an gözlerimizin içi güler, sesimiz titrer, kalbimiz hızlanır. Ama karşımızdaki, bizim sevincimizi büyütmek yerine küçültürse? Bir tebessümü bile çok görürse? Konuyu değiştirir, yüzünü buruşturur ya da hevesimizi kursağımızda bırakırsa… İşte o an ikinci tanışma başlar.

Bir de zor zamanlar vardır. Hastalıkta, hayal kırıklığında, korkuda… Hele ki insanın en hassas dönemlerinden biri olan hamilelikte. Bedeniniz değişirken, ruhunuz dalgalanırken, en çok anlayışa ihtiyaç duyarsınız. Nazik bir söz, yumuşak bir bakış, “yanındayım” diyen bir ses beklersiniz. Ama onun yerine oflayıp puflayanlar, göz devirenler, “abartıyorsun” diyenler çıkar karşınıza. İşte o an, yıllardır bildiğinizi sandığınız insanla yeniden tanışırsınız. Ve o tanışma çoğu zaman hayal kırıklığıyla olur.

Ben şuna inanıyorum: Empati, insan ilişkilerinin omurgasıdır. Empati yoksa geriye yalnızca kalabalık kalır. Empati yoksa sevinciniz yük, hüznünüz gereksiz, hassasiyetiniz abartı olur. Oysa empati, “Ben olsaydım ne hissederdim?” diye bir an durabilmektir. Kendi gündemini bir kenara bırakıp karşındakinin kalbine kısa bir ziyaret yapabilmektir. Herkes aynı derinlikte hissedemez belki. Ama herkes çaba gösterebilir. Birinin sevincine ortak olmak zor değil. Birinin hüznünde susup yanında durmak zor değil. Zor olan, insanın kendi merkezinden çıkıp başka bir kalbe yaklaşabilmesi.

Hayat bana şunu öğretti: İnsanlar en çok zor zamanlarda ve en çok en mutlu anlarında kendini belli eder. Alkışlamayı bilmeyen, teselli etmeyi de bilmez çoğu zaman. Çünkü her ikisi de içtenlik ve empati ister. Belki de bu yüzden ilişkilerde en çok aramamız gereken şey anlayış. Büyük sözler değil, büyük jestler değil… Küçücük ama samimi bir “anlıyorum” yeter bazen. İnsan iki kez tanıştığında üzülüyor evet. Ama bir yanıyla da berraklaşıyor. Kim gerçekten yanında, kim sadece iyi gün misafiri; daha net görüyorsun. Ve bu netlik, insanı olgunlaştırıyor.
Dilerim hepimiz biraz daha empatiyi büyütebiliriz içimizde. Birinin sevincini küçültmeden, birinin hüznünü hafife almadan… Çünkü hayat zaten yeterince yorucu. Birbirimizin yükünü artırmak yerine hafifletmeyi öğrenebilirsek, belki o ikinci tanışmalar hayal kırıklığıyla değil, gururla olur.
 

Yazarın Diğer Yazıları