- Haberler
- Güncel
- Kayseri Üniversitesi'nden ihraç edilen Prof. Dr. Boztosun'un avukatından açıklama – 'Asılsız haber ve paylaşımlar…'
Kayseri Üniversitesi'nden ihraç edilen Prof. Dr. Boztosun'un avukatından açıklama – 'Asılsız haber ve paylaşımlar…'
Kayseri Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Derviş Boztosun'un 4 Haziran 2026 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı bildirildi. Boztosun'un avukatından ilk açıklama geldi.
4 Haziran 2026 tarihinde Kayseri Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Derviş Boztosun’un kamu görevinden çıkarıldığı bildirildi. Kayseri Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. Boztosun’un avukatı yazılı bir açıklama yayımladı.
Resmi yazıda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/b-6-c maddesi uyarınca Prof. Dr. Derviş Boztosun’un 4 Haziran 2026 tarihi itibarıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği ifade edildi. Kararın, Yüksek Disiplin Kurulu tarafından alınan disiplin süreci sonucunda uygulamaya konulduğu öğrenildi. Kamu görevinden çıkarılma kararının gerekçesine ilişkin ise resmi yazıda herhangi bir detay yer almadı.
İlk açıklama geldi
Görevden ihraç edilen Prof. Dr. Derviş Boztosun’un avukatı yazılı bir açıklama yayımladı. Avukat sibel Servet Okandan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ‘Kayseri Üniversitesi’nde yaklaşan rektörlük seçimleri sürecinde, müvekkilim Prof. Dr. Derviş Boztosun hakkında çeşitli ulusal yayın organları ve sosyal medya platformlarında yer alan asılsız haber ve paylaşımlar dikkat çekici bir zamanlamayla kamuoyuna servis edilmiştir. Söz konusu iddiaların, rektörlük seçim sürecinin en kritik aşamasında gündeme taşınması tesadüf olarak değerlendirilemez. Henüz herhangi bir yargı kararı bulunmaksızın, doğruluğu araştırılmamış ve somut delillerle desteklenmeyen isnatların sistematik biçimde yayılması; yalnızca bir akademisyenin değil, aynı zamanda bir rektör adayının ve neticeten bir insanın mesleki itibarı ve kamuoyu nezdindeki güvenilirliği üzerinde sonuç doğurmaya yönelik bir girişim niteliği taşımaktadır. Bu süreç, müvekkilimin yıllara dayanan akademik birikimini, mesleki itibarını ve rektörlük adaylığını hedef alan sistematik bir itibarsızlaştırma çabası niteliğindedir.’
‘Müvekkilime yöneltilen suçlama; herhangi bir somut delile dayanmamaktadır’
Prof. Dr. Derviş Boztosun’a yönelik iddia edilen suçlamaların somut delile dayanmadığını kaydeden Okandan, ‘Prof. Dr. Derviş Boztosun, Kayseri Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren akademik ve idari sorumluluklar üstlenmiş, üniversitenin gelişimine önemli katkılar sunmuş, öğrencileri ve akademik çevreler nezdinde saygınlığıyla tanınan bir eğitim insanıdır. Üniversiteye kazandırılan projelerdeki katkıları, öğrencileriyle mezuniyet sonrasında da sürdürdüğü bağ ve şehrimize sunduğu akademik ve toplumsal değer kamuoyunun malumudur. Müvekkilime yöneltilen suçlama; herhangi bir somut delile dayanmamaktadır. Daha da önemlisi, iddialarda adı geçen kişi yahut kişilerin tamamı söz konusu isnatların gerçeği yansıtmadığını açıkça beyan etmektedir ve bu ithamın geri dönülmesi mümkün olmayan mağduriyetlere sebebiyet verdiğini ifade etmektedir. Bu durum dahi tek başına, kamuoyuna servis edilen haberlerin doğruluğunun ve amacının sorgulanmasını gerekli kılmaktadır’ dedi.
‘Resmi tebligat yapılmadı’
Resmi tebligatın yapılmadığını kaydeden Okandan, ‘Yargı süreci tamamlanmaksızın ve müvekkilimin savunma hakkı kapsamında resmi tebligat yapılmaksızın bu iddiaların idari birimlerce medyaya aktarılması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Söz konusu eylemler; masumiyet karinesini, kişilik haklarını ve adil yargılanma güvencesini doğrudan hedef almakta, kamuoyu nezdinde bir yargısız infaz ortamı oluşturmaktadır. Müvekkilim hakkında kamuoyuna yansıyan tüm asılsız iddialar ile bu iddiaların yayılmasına aracılık eden kişi ve kurumlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli hukuki, cezai, idari ve sair süreçler derhal başlatılacaktır. Yargı kararı kesinleşinceye kadar herkes masumdur. Bu ilke, hukuk devletinin temel güvencelerinden biridir ve hiçbir kişi ya da makam bakımından istisnası bulunmamaktadır. Basın kuruluşlarının, doğrulanmamış iddiaları kesinleşmiş gerçekler gibi sunmaktan kaçınmaları; kişilerin şeref ve haysiyetini hedef alan, kamuoyunda peşinen mahkûmiyet algısı oluşturan yargısız infaz niteliğindeki yayınlara aracılık etmemeleri hukuki ve etik bir sorumluluktur. Zira günümüzde asılsız iddiaların yayılma hızı ve bunların dijital ayak izinin çok güç temizlenebildiği gerçeği göz önüne alınırsa, müvekkil nezdinde doğmuş veya doğması muhtemel mağduriyetler, basit bir tekziple giderilemeyecek nitelikte olacaktır. Yaklaşan rektörlük seçim sürecini gölgelemeye yönelik olduğu izlenimi veren bu doğrulanmamış ithamlar karşısında, kamuoyunu sağduyulu davranmaya ve yalnızca somut gerçeklere itibar etmeye davet ediyoruz. Maddi gerçek, yürütülen hukuki süreçler sonucunda ortaya çıkacak olup, müvekkilimizin hukuk önündeki hakları sonuna kadar korunacaktır’ ifadelerinde bulundu.