Nadire Temur

Üslup da bir karakter meselesidir

Nadire Temur

Belli bir zamandan sonra insan, yerli yersiz davranışlara, düşünülmeden söylenmiş sözlere, kaprislere ve kırıcı tavırlara tahammül edememeye başlıyor.
Çünkü hayat zaten yeterince yoruyor insanı. Herkesin kendi içinde taşıdığı bir yükü, kimseye anlatmadığı bir derdi, sessizce mücadele ettiği bir tarafı var. Hal böyleyken bir başkasının hayatını daha da zorlaştırmanın, kalbini kırmanın, huzurunu kaçırmanın gerçekten ne gereği var?

Bazen insanın kendine yalnızca şu soruyu sorması gerekiyor:
'Ben ne yapıyorum?'
Söylediğim söz doğru mu?
Üslubum nasıl?
Karşımdaki insanı kırıyor muyum?
Davranışımın onda nasıl bir iz bırakacağını hiç düşündüm mü?

Belki de mesele tam olarak burada başlıyor. Kendimizi haklı çıkarmaya o kadar alışıyoruz ki, davranışlarımızın başkasında bıraktığı etkiyi görmezden geliyoruz. Oysa kimse kimsenin hayatındaki yükü bilmek zorunda değil. Ama en azından o yükün üzerine bir yenisini eklememeyi seçebiliriz.

Bir insanın hayatına güzel dokunmak için büyük şeyler yapmaya gerek yok. Bazen zamanında söylenmiş bir 'nasılsın?', içten bir tebessüm, anlayışlı bir cümle, kırıcı olmamayı tercih etmek yeter. Ve bazen de güzel dokunamayacaksak, uzak durmak en büyük nezakettir. Çünkü nezaket zayıflık değildir. Zarafet, susmak gereken yerde susabilmek; konuşurken karşındakinin kalbini hesaba katabilmektir.

Hayatı yaşanır kılmak için çok fazla şeye ihtiyacımız yok aslında. Biraz anlayış, biraz zarafet, biraz nezaket… Hepsi bu. Çünkü hayat zaten insanı yeterince tüketiyor. Hiç değilse birbirimizi tüketmeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları