Nadire Temur

Küllerinden doğan bir milletin özgürlük destanı: 29 Ekim

Nadire Temur

Bazı tarihler vardır, bir milletin yüreğinde asırlar boyunca yaşar. İşte 29 Ekim, bizim için tam da böyle bir tarihtir. Bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun, umudun karanlığı yenmesinin ve bağımsızlığın bir halkın kaderine dönüşmesinin adıdır Cumhuriyet…

Yıllarca süren savaşlar, evlatlarını cephelere uğurlayan analar, dönüş yolunu gözleyen babalar, daha çocuk yaşta büyümek zorunda kalan yavrular… Bir yanda yokluk, bir yanda işgal, bir yanda bağımsızlığından asla vazgeçmeyen bir milletin sarsılmaz inancı… İşte o zor günlerde bu millet, elindeki her şeyi kaybetse bile umudunu kaybetmedi. Çünkü biliyordu ki vatan sevgisi, en karanlık gecelerde bile insanın yolunu aydınlatan bir ışıktır ve o ışık, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet olarak doğdu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde verilen mücadele, aynı zamanda bir milletin kendi geleceğine sahip çıkma, özgür yaşama ve kendi kaderini tayin etme mücadelesiydi. Cumhuriyet, işte bu mücadelenin en anlamlı meyvesi oldu.

29 Ekim geldiğinde bir an durup düşünelim: Bugün özgürce konuşabiliyorsak, geleceğe umutla bakabiliyorsak, çocuklarımızı daha aydınlık yarınların hayaliyle büyütebiliyorsak bu kazanımların ardında nasıl büyük fedakârlıklar olduğunu hatırlayalım.

Çünkü bu topraklar, sadece kanla değil, umutla da yoğruldu. Bu bayrak, evladını vatana emanet eden bir annenin duası, cephede son nefesini verirken bile geri adım atmayan bir askerin cesareti, özgür bir ülke hayaliyle yaşayan milyonların ortak sevdasıdır. Cumhuriyet, bir milletin kendisine duyduğu inancın adıdır.

Bize düşen ise bu emaneti yalnızca korumak değil, onu akılla, bilimle, eğitimle, adaletle ve insan sevgisiyle geleceğe taşımaktır. Çünkü Cumhuriyet, geçmişte kazanılmış bir zafer olmanın ötesinde, her gün yeniden sahip çıkılması gereken büyük bir sorumluluktur.

Bugün çocuklarımızın gözlerinde parlayan ışıkta, gençlerimizin kurduğu hayallerde, öğretmenlerimizin sınıflarda yaktığı umut meşalesinde Cumhuriyet’in izlerini görüyoruz. Her yeni nesil, bu büyük mirasın yeni bir sayfasını yazıyor. Ve her 29 Ekim’de kalbimizde aynı duygu yeniden filizleniyor: Özgürlük, bağımsızlık ve vatan sevgisi…

Belki aradan yıllar, hatta yüzyıllar geçecek. Ancak Cumhuriyet’in anlamı, onu yaşatmaya gönül veren insanların yüreğinde var olmaya devam edecek.
Çünkü bazı emanetler zamana yenilmez. Bazı sevdalar unutulmaz. Bazı destanlar ise bir milletin hafızasından asla silinmez. Cumhuriyet de işte böyle bir destandır.

29 Ekim, yalnızca bir bayram değil; bir milletin yeniden ayağa kalkışının, bağımsızlığına sahip çıkışının ve geleceğe umutla bakışının adıdır. Bugün gökyüzünde dalgalanan her bayrakta bir kahramanın hatırası, her çocuğun gülüşünde bir umudun yankısı, her Cumhuriyet Bayramı’nda ise geçmişten geleceğe uzanan büyük bir söz vardır.
O söz şudur: Bu vatanın özgürlüğü, bu milletin iradesi ve Cumhuriyet’in aydınlattığı gelecek, daima yaşatılmaya değerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Yaşasın Cumhuriyet!

Yazarın Diğer Yazıları