Lige verilen milli arada teknik direktör kıyımını yazmadan geçemeyeceğim.
Yıllardır hep aynı perde, aynı senaryo yaşanıyor.
Ülke futbolunun ilerlemeyişinin ana sebebi, liyakat olmayışından kaynaklanıyor.
X bir takım, bir hoca ile anlaşıyor, başarısızlık sonucunda 3-5 maç sonra ekibi gönderiyor, yerine başka bir takımdan ayrılan ekip geliyor.
Bu hep böyle gelmiş, böyle de gideceğe benziyor.
Buna kulüpler birliği olarak dur demek gerekiyor!
Hiç mi ders çıkarılmaz?
Liyakatsizlik dedik ya, futbolu ne yazık ki, işten anlamayanlar yönetiyor.
Bunu federasyondan tutun, kulüp yöneticilerine kadar her bir kademesinde görüyoruz.
Bir basketbola bakıyoruz, başarı var, fakat futbolda yok neden acaba?
Çünkü; basketbolu, profesyonel ve işi bilen basketbolcular yönetirken, ne yazik ki, futbolu işten anlamayanlar yönetiyor.
***
Türkiye’den bir Slaven Bilic geçti.
Hırvat teknik direktör, öylesine güzel bir söz söyledi ki, halen akıllarda!
Bilic,: “Türkiye’de temel problem şu; bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanlarında bilgisi yok.”
Evet, bu söz öylesine güzel ve akıl dolu ki, kalıbı alın, nereye kullanırsanız kullanın uyum sağlar.
Sezon henüz yeni başladı.
8. hafta itibariyle Süper Lig’de 9 teknik direktör ile yollar ayrıldı.
Geçtiğimiz sezon 4 teknik direktör görevinden ayrılmıştı, bu yıl ise rakam 9’a yükseldi.
***
Bu sezon, Kasımpaşa: Şenol Can - Cihat Arslan, Kayserispor: Yalçın Koşukavak - Hikmet Karaman, Adana Demirspor: Samet Aybaba- Vincenzo Montella, Göztepe: Ünal Karaman - Nestor El Maestro, Alanyaspor: Çağdaş Atan - Bülent Korkmaz, Çaykur Rizespor: Bülent Uygun - Hamza Hamzaoğlu, Başakşehir: Aykut Kocaman - Emre Belözoğlu, Antalyaspor: Ersun Yanal - Nuri Şahin, Yeni Malatyaspor: İrfan Buz - (Marius Sumudica).
Evet, neden hep aynı filmi izliyoruz?
***
Bilic’in sözleri, hiç eskimiyor
Futboldan anlamayanlar yönetici; anlayanlar ise görevde değil!
Her ne olursa olsun işin ehli olmayan insanlar işin başında olursa, bu hikaye gün geçtikçe daha büyük zarar ile takımların başına ders açacak.
***
Geçtiğimiz sezon 6 teknik direktör ile başı çektik, kulübün bütçesinin yüzde 37’si teknik direktörlere verildi.
Sonrasında da diyoruz ki, ‘Destek yok, para yok, ne yapalım’ böyle olmaz, olmamalı.
Bu sadece, Kayserispor’un sorunu değil, ne yazık ki Türkiye’nin acı bir gerçeği.
Allah’tan ki, bizde yönetim istikrarı var ve geçmiş dönemlere göre bir şeyler değişti.
Türkiye’de klişe oldu başarı ya da başarısızlık durumunda ilk yapılan şey teknik direktörü göndermek oluyor.
Yönetim, eleştirilerin oklarını başka yöne çekiyor.
***
Size bir Sivasspor örneği vereyim, Mecnun Okyakmaz yıllardır Sivasspor’un başında.
Gerek teknik direktör konusunda, gerekse de futbolcu konusunda istikrar abidesi durumundalar.
Son yıllara bakıldığında da görülüyor ki, istikrar başarı getiriyor.
Sezon başında başarısız olsalar bile, teknik heyete ve futbolculara güveniyorlar, sonrasında da rüzgarın yönü değişiyor ve Sivasspor yakalanan bu istikrar sayesinde çıkışa geçiyor, sonunda da başarı kendiliğinden geliyor.
***
Bu konu hakkında emin olun yazsam, sayfalar almaz, ama ana fikir olarak şunu söylemek mümkün.
Takımları işi bilen insanlar yönetsin, istikrar sağlansın ve aynı isimler üzerinde ısrar etmekten vazgeçelim.
A şahsı, Kayserispor’u çalıştırıyor, başarısızlık durumunda b takımına gidiyor, Ahmet geliyor, Mehmet gidiyor, onun adamı, şu siyasetçinin tanıdığı vb. bir sürü girişim sonrasında kulüpler ekonomik sıkıntıya giriyor.
Parayı doğru kullanmalı, planlamayı ona göre yapıp, hedef belirlemek berekiyor.
Sabırlı olunmalı ve altyapıya büyük önem vermeliyiz.
Gençlerimiz yabancı çöplüğüne dönmüş olan bu bozuk düzende kaybolup gidiyor.
Özümüze dönüp, futbolcu yetiştiren, satan ve borçlarından kurtulan, ayağını yorganına göre uzatan bir yapıya bürünmeliyiz.
Türk futbolunun kurtulması için, üretmeliyiz.
İşin ehli olan insanlara şans tanıyalım, torpilcilikten turtulalım.
***
Gençliğe sahip çıkalım, spor yapalım, yaptıralım, kötü alışkanlıklardan uzak durmanın en büyük sebebi spor yapmaktır.
Bugünlük de bu kadar, Allah’a emanet olun.