Kayseri'de bir devir kapanıyor! Eskiden her evde vardı, şimdi yüzüne bakan yok
Bir dönem hemen her evin vazgeçilmeziydi, bugün ise yeni neslin tercihleri arasında neredeyse hiç yer almıyor. Kayseri'de 43 yıllık bir usta, yıllardır yaşanan değişimi çarpıcı sözlerle anlattı. Bir yandan mesleğin geleceğine dikkat çeken usta, diğer yandan el emeğinin neden hak ettiği değeri göremediğini de rakamlarla ortaya koydu. Peki, bir zamanların gözdesi neden unutulmaya yüz tuttu?
Kayseri'de yıllardır sessiz sedasız devam eden köklü bir gelenek, artık son temsilcileriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Bir zamanlar hemen her evde bulunan, çeyizlerin vazgeçilmezleri arasında yer alan el emeği ürünler, değişen yaşam alışkanlıklarıyla birlikte gözden düşmeye başladı. Ustalar ise artık kendilerinden sonra bu işi sürdürecek kimsenin kalmadığını söylüyor.
‘Bizden sonra yapacak kimse kalmayacak’
43 yıldır aynı mesleği sürdüren Orhan Köksal, en büyük sorunlarının çırak yetişmemesi olduğunu söyledi. Gençlerin artık emek isteyen mesleklere ilgi göstermediğini belirten Köksal, yılların birikimiyle ayakta duran birçok el sanatının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
‘Mesleğimi severek yapıyorum ama bizden sonra devam ettirecek kimse görünmüyor. Çırak yok, yetişen genç yok. Bu yüzden bu meslek kendi kendine körelmeye mahkûm.’
Bir zamanlar her evdeydi
Köksal'ın sözünü ettiği meslek ise yorgancılık... Bir dönem hemen her evde kullanılan el yapımı yün ve pamuk yorganların bugün eski ilgiyi görmediğini belirten usta, yeni neslin daha çok makinede yıkanabilen elyaf ürünleri tercih ettiğini söyledi.
Gençlerin artık çeyizlerinde bile yün yorgana yer vermek istemediğini ifade eden Köksal, ailelerin ısrarıyla ancak birkaç parça yün yorganın çeyizlere girebildiğini belirtti.
‘İnsanlar doğallıktan uzaklaşıyor’
Yün ve pamuğun sağlık açısından en doğru tercih olduğunu söyleyen Köksal, değişen tüketim alışkanlıklarının doğal ürünleri geri plana ittiğini savundu.
‘Yün nefes alan doğal bir üründür. İnsan vücuduna temas eden malzemenin de doğal olması gerekir. Bugün insanlar makinede yıkansın diye elyaf ürünleri tercih ediyor. Oysa sağlık açısından yün ve pamuğun yerini hiçbir şey tutmaz.’
‘Çocuklarıma bile bu mesleği öğretmedim’
Dört çocuk babası olduğunu söyleyen Köksal, mesleğin geleceğini göremediği için kendi çocuklarını da bu alana yönlendirmediğini anlattı.
‘Çocuklarımı okuttum, farklı meslekler seçtiler. Çünkü bu iş büyük emek istiyor. Bugünün gençleri daha kolay çalışma şartlarını tercih ediyor. Ben bile çocuklarıma bu mesleği öğretmedim.’
Bir zamanlar turistlerin gözdesiydi
Eskiden ipek desenli el işi yorganlar hazırladıklarını anlatan Köksal, yurt dışından gelen turistlerin bu ürünlere yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Günümüzde ise hem maliyetlerin artması hem de talebin değişmesi nedeniyle daha çok günlük kullanım için yorgan üretimi yaptıklarını ifade etti.
600 liralık el emeği bile pahalı bulunuyor
Mesleğin en büyük sorunlarından birinin de el emeğinin değer görmemesi olduğunu söyleyen Köksal, dikkat çeken rakamlar paylaştı.
Bugün bir tek kişilik yorganın dikim ücreti 600 TL, çift kişilik yorganın dikim ücreti ise 800 TL. Yünlerin yıkama ve çırpma işlemi kilogram başına 200 TL karşılığında yapılıyor. Tüm işlemler dahil edildiğinde tek kişilik bir yorgan yaklaşık 1.000 TL'ye, çift kişilik bir yorgan ise 1.300 ile 1.400 TL arasında hazırlanıyor.
Ancak Köksal'a göre asıl sorun fiyatlar değil, el emeğine bakış açısı.
‘Bir yorganı günlerce emek vererek hazırlıyoruz. 600 lira dediğimizde pahalı bulunuyor. Ama insanlar başka harcamalara çok daha yüksek rakamlar öderken aynı tepkiyi göstermiyor. El emeğinin değeri maalesef yeterince bilinmiyor.’
‘Meslek bitmez ama ustası kalmıyor’
Yorgancılığın tamamen yok olmayacağını ancak ustalarının her geçen yıl azaldığını belirten Orhan Köksal, doğal ürünlere olan ihtiyacın süreceğini, asıl tehlikenin ise bu işi sürdürecek yeni ustaların yetişmemesi olduğunu söyledi.
‘Bu meslek hiçbir zaman tamamen bitmez. Çünkü insanlar bir gün yeniden doğala dönecek. Ama o gün geldiğinde bu işi yapacak usta bulabilecekler mi, işte asıl soru bu.’




