Kayserisporumuzu, İstanbul deplasmanında yakından takip etme şansım oldu.
Yolculuk çok zor geçti.
İstanbul’da yaşanan sisten dolayı 11:30’da olan uçağımız, rötar üzerine rötar yedi.
Saatler 19:23’ü gösterdiğinde ancak kalkış gerçekleşti.
Bu süreçte duayen gazeteci ağabeyim Ahmet Çınar ile birlikte Tom Hanks’in ‘Terminal’ filmini yaşadık adeta…
Dile kolay toplamda 8 saat havalimanında bekledik.
Şuydu, buydu, Kayserispor’du, siyasetti derken, o 8 saat, o kadar keyifli geçti ki, sanki birkaç saat sürdü.
***
İnsanlar, sevdiklerinin yanında duygu ve düşüncelerini paylaşınca o bekleme vakti dahi çileden çıkıyor, keyif veriyor.
Sonuçta Ahmet Çınar gibi 18’lik bir delikanlıdan hayat dersi alıyorsunuz.
Ahmet ağabey anlattı ben dinledim; ben anlattım Ahmet abi dinledi derken, İstanbul’a nihayetinde vardık.
***
İstanbul’da bizi Kayserispor yöneticisi, aynı Kayseri Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu-KAYFED başkanı Muhammed Ali Temel bey karşıladı.
Sağolsun Temel, sanki Kayseri’deymiş gibi bizi misafir etti.
Gerek havaalanından aldırmasıyla, gerek otele kadar eşlik ettirmesiyle, ardından da ertesi gün yine bize maç saatine kadar eşlik etti.
Sayın Temel, bunla da kalmadı ve yine bizi havaalanına bıraktırarak, hemşerilerine bir kıyak daha çekti.
***
Bunları neden yazıyorum, onu da açıklayayım.
Sayın Temel ile 4 yıl önce yine bir İstanbul deplasmanında tanışmıştım.
Genç, idealist yapısı ile çevresine her an pozitif enerji veren bu hemşehrimiz, bize misafirperverliğin bir örneğini verdi.
Temel, sadece bize has bir misafirperverlik yapmıyor, onun her anı böyle geçiyor...
Ne zaman İstanbul’a gitsek, arar, sorar ve elinden geldiğince sahip çıkar.
Basın mensuplarını defalarca misafir ederek, ağırladı…
Bu değerli iş adamına buradan teşekkür etmek istedim.
Yüce Allah,“İnsanlara teşekkür etmeyen, bana şükür edemez.” buyuruyor.
***
İstanbul’a gitmek zor oldu, hele hele son dakikalarda yediğimiz golle adeta yıkıldık.
1 saatlik Kayseri dönüş yolculuğu bize çok daha ağır geldi.
İnanılmaz şekilde moralimiz bozuldu.
Karagümrük galibiyetinin ardından milli ara öncesinde 3 puan iyi oldu, derken, Cüneyt Çakır ve ekibi devreye girdi, tüm hevesimizi, milyonlarca Kayserilinin umutlarını alt üst etti.
***
Deplasmanda alınan 1 puanın değerini bilelim.
Gönül isterdi ki, 3 olsun, ama kısmetten ötesi yok.
Belki de böylesi daha hayırlı olur, bilemeyiz.
Galatasaray galibiyeti sonrasında art arda gelen puan kayıplarının ardından, bu beraberlik bizi daha yukarı taşır, emin olun.
Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi yenen Anadolu takımların en az 5-6 hafta rehavete girdiğini, büyük düşüş yaşadığını söylemeye gerek yok.
***
Bu maçta, dün de yazdığım gibi suçlu aramayalım, futbol bu her türlü sonuç var.
Kimse yenilmek ya da puan kaybetmek istemez.
Son saniyelerde penaltı yaptırarak, 2 puanın kaybedilmesine neden olan Ramazan’a, her zamankinden daha çok sahip çıkalım.
Taşlar her geçen gün yerine oturuyor.
Her zaman diyorum, yinelemekte fayda var, sabırlı olalım, Kayserisporumuza sahip çıkalım.
Bu takım bu sezon küme düşmez, belki de ilk 5’e de girmez, ama yerimiz ilk 13, bilemedin ilk 10 olur, ama bu Kayserispor önümüzdeki birkaç yılda yine zirveye oynar, ama sabırlı olur, birlik ve beraberliğimizi korursak bu mümkün olur.
Milyon Euro’ları gözünü kırpmadan veren Berna Gözbaşı başkana, yönetimine, futbolcularına, taraftarımıza, şehrin ileri gelenlerine ve biz basın mensuplarına büyük iş düşüyor.
Moral verelim, yönetimi, futbolcuları yüreklendirelim.
Geçmişe değil,her zaman geleceğe bakalım.
Üst üste 5 İstanbul takımızı dize getirdik.
4 İstanbul takımını mağlup ettik, 5’incisi elimizden kaçtı, ama 1 puan ile döndük.
Bardağın dolu tarafından bakalım.
Eksik ve hata olur, hoş karşılayalım.
Birlik olan yerde Allah da yardım eder, diyerek, yazıma son veriyorum.