Bir çocuğu kaybetmek çoğu zaman bir günde olmaz.
Bazen sofradaki sohbetin azalmasıyla, odasının kapısını daha sık kapatmasıyla, arkadaş çevresinin değişmesiyle başlar. Bazen de anne babanın “Büyüyor, kendi dünyası var” diyerek üzerinde durmadığı küçük değişikliklerle…
Aile ise çoğu zaman yaşananları çok daha sonra fark eder.
Tam da bu nedenle çocuklarımızı zararlı alışkanlıklardan koruma mücadelesini yalnızca güvenlik güçlerinin, okulların veya devlet kurumlarının sorumluluğu olarak görmemeliyiz. Bu mücadelenin en önemli ayağı aile içinde kurulan iletişimdir.
Kontrol etmek değil, güven vermek
Aile olmak, çocuğun her adımını takip etmek veya sürekli hesap sormak değildir.
Asıl mesele, çocuğun bir sorun yaşadığında korkmadan ailesine gelebilmesidir.
“Senin başına gelmez” demek yerine, “Ne olursa olsun benimle konuşabilirsin” diyebilmek…
Çünkü çocuklar bazen yalnızca merak ettikleri için değil; yalnızlık, arkadaş baskısı, kabul görme isteği veya bir gruba ait olma çabası nedeniyle yanlış adımlar atabiliyor.
Bu yüzden çocuklarımızla aramızdaki güven bağını güçlendirmek, onları korumanın en önemli yollarından biri.
Değişimleri fark etmek
Çocuklarımızdaki değişimleri görmek önemli.
Ani davranış değişiklikleri, okul başarısında düşüş, içine kapanma, aileden uzaklaşma veya arkadaş çevresinde meydana gelen belirgin değişiklikler elbette dikkat edilmesi gereken durumlar olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrıntıyı unutmamak gerekiyor:
Bu değişikliklerin hiçbiri tek başına bir çocuğun madde kullandığı anlamına gelmez.
Önemli olan hemen suçlamak değil, önce anlamaya çalışmaktır.
“Benden bir şey saklıyorsun” demek yerine,
“Son zamanlarda seni farklı görüyorum, iyi misin?”
diye sorabilmek…
Bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey, çözümden önce kendisini gerçekten dinleyen birinin varlığıdır.
Yalnız bırakmamak
Çocuklarımızın çevresini tanımak, arkadaşlıklarını bilmek ve hayatlarında olup bitenlerden haberdar olmak elbette önemli.
Fakat bütün bunları yaparken onların özel alanına saygı göstermeyi de unutmamalıyız.
Çünkü güven, tek taraflı kurulmaz.
Çocuğuna sürekli “Bana güvenebilirsin” diyen bir ebeveynin, gerektiğinde çocuğunu gerçekten dinlemeye de hazır olması gerekir.
Bazen birkaç dakikalık samimi bir sohbet, uzun uzun verilen nasihatlerden çok daha etkili olabilir.
Yardım istemek bir güçtür
Her sorunun aile içinde tek başına çözülebileceğini düşünmek de doğru değil.
Bir şüphe veya kullanım durumu söz konusu olduğunda profesyonel destek almak utanılacak bir durum değildir. Aksine, yardım istemek çocuğu korumak için atılmış önemli ve sorumlu bir adımdır.
Önemli olan sorunu gizlemek değil, doğru zamanda doğru desteğe ulaşabilmektir.
Mücadele daha önce başlamalı
Zararlı alışkanlıklarla mücadele, çocuk yanlış bir adım attıktan sonra başlamamalı.
Asıl mücadele çok daha önce başlamalı.
Bir sofrada…
Birlikte içilen çayın yanında…
Okuldan eve geldiğinde sorulan samimi bir “Nasılsın?” sorusunda…
Telefonu bir kenara bırakıp gerçekten dinlenen birkaç dakikada…
Belki de bugün “Çocuklarımız neden yanlış alışkanlıklara yöneliyor?” sorusunun yanında başka bir soruyu da sormamız gerekiyor:
“Çocuklarımız kendilerini neden yalnız hissediyor?”
Çünkü bazen bir çocuğu kötü bir çevreden uzaklaştıran en güçlü şey, korkutmak ya da sürekli kontrol etmek değil; arkasında onu bekleyen güvenli bir evin varlığıdır.
Ve belki de bu yüzden, çocuklarımızı koruma mücadelesi dışarıda değil, önce evde başlar.