Ezgi Tek

Bir Selamın Eksik Kaldığı Dünya

Ezgi Tek

Bugün evden çıkarken kaç kişiye baktınız?

Peki, kaçına gülümsediniz?

Belki onlarca insanın yanından geçtiniz. Aynı kaldırımı paylaştınız, aynı asansöre bindiniz, aynı markette sıra beklediniz.

Ama hiçbiriniz birbirinizin hayatına bir “merhaba” kadar bile dokunmadınız.

Oysa ne garip...

İnsan, konuşabilen tek canlı.

Ama belki de en az konuşan...

Eskiden insanlar birbirini tanımak için sohbet ederdi.

Şimdi tanımamak için gözlerini telefona indiriyor.

Bir selam vermemek, nezaket eksikliği gibi görünmüyor artık.

Normalleşti.

Oysa selam, sadece bir kelime değildir.

“Ben seni gördüm.” demektir.

“Bu dünyada yalnız değilsin.” demektir.

Belki de bu yüzden bir yabancının içten gülümsemesi bile günümüzü güzelleştirebiliyor.

Çünkü hepimiz görülmeye ihtiyaç duyuyoruz.

Sadece insanlar mı?

Hayır.

Bazen bir ağacın altında birkaç dakika durmak...

Bir kuşun sesini gerçekten duymak...

Gökyüzüne başını kaldırıp derin bir nefes almak...

Bunlar da konuşmanın başka bir hâli.

Hayat aslında sürekli bizimle konuşuyor.

Sessizleşen biziz.

Belki de bu yüzden omuzlarımız bu kadar ağır.

Çünkü içimizde birikenleri paylaşmıyor, dışımızdaki güzellikleri fark etmiyoruz.

Bugün küçük bir şey deneyin.

Mahallenizdeki bakkala selam verin.

Apartmanda karşılaştığınız komşunuza gülümseyin.

Sokaktaki yaşlı bir amcaya “Kolay gelsin.” deyin.

Bir ağacın gölgesinde birkaç dakika durun.

Bir kuşun sesini dinleyin.

Göreceksiniz...

Dünya değişmeyecek.

Ama sizin dünyanız değişmeye başlayacak.

Çünkü bazen insanın ruhundan kalkan yük, büyük çözümlerle değil...

İçten verilen küçük bir selamla hafifler.

Ve belki de bu yazıyla biz de birbirimizi gerçekten görmüş olduk.

İlk merhabam, şu an bu satırları okuyan sana.

Yazarın Diğer Yazıları