Ezgi Tek

Bir zamanlar Ayşe teyze vardı

Ezgi Tek

Çocukluğumun en güzel hikâyeleri masallardan değil, büyüklerimin anlattığı komşuluklardan ibaretti.
Annem anlatırdı...
'Bizim apartmanda Ayşe Teyze vardı. Kapısı hiç kilitlenmezdi. Yemek piştiği zaman ilk tabak komşuya giderdi. Bir evde hastalık olsa diğer evlerde ocak yanar, yemekler hazırlanırdı.'
Babaannem anlatırdı...
'Akşamüstü herkes kapının önüne sandalyesini çıkarırdı. Çocuklar sokakta oynarken bütün mahalle anneleri olurdu. Kimsenin çocuğu yalnız büyümezdi.'
Ben ise bugün aynı apartmanda başka bir şey görüyorum.
Artık Ayşe teyzeler yok.
Fatma hanımlar var.
İsimler değiştiği için değil sadece...
'Teyze' kelimesinin sıcaklığı yerini 'Hanım'ın mesafesine bıraktığı için.
Aynı asansöre biniyoruz ama göz göze gelmemeye çalışıyoruz.
Yan dairede kim oturuyor, kaç çocuğu var, bir şeye ihtiyacı olur mu bilmiyoruz.
Kapılar daha sağlam.
Kilitler daha güvenli.
Ama insanlar birbirinden daha uzak.
Eskiden zil, 'Bir şeye ihtiyacın var mı?' diye çalardı.
Şimdi çoğu zaman yanlışlıkla basıldığı için.
Eskiden komşunun şekeri biterdi, senden isterdi.
Bugün internetten sipariş verilir oldu.
Eskiden çocuklar bir evde doyup başka evde uyurdu.
Şimdi aynı katta büyüyen çocuklar birbirinin adını dahi  bilmiyor.
Belki teknoloji değişti.
Belki hayat hızlandı.
Belki hepimizin haklı gerekçeleri var.
Ama bütün bu gerekçelerin arasında sessizce kaybettiğimiz bir şey oldu.
Hatıralar...
Çünkü büyüklerimin anlattığı komşuluk hikâyeleri vardı.
Ben dinleyerek büyüdüm.
Peki ya yıllar sonra çocuğum bana,
'Anne, sizin zamanınızda komşuluk nasıldı?' diye sorduğunda...
Ne anlatacağım?
Apartman grubuna atılan 'Aidatı yatırmayı unutmayın.' mesajlarını mı?
Asansörde birbirimize gülümsemeden indiğimiz katları mı?
Yan dairede yıllarca oturup adını bilmediğimiz insanları mı?
Sanırım asıl kaybettiğimiz komşuluk değil.
Geleceğe anlatılacak hikâyeler.
Çünkü bir toplum, sadece yaşadıklarıyla değil; çocuklarına anlatabildikleriyle de var olur.
Ve korkarım ki biz, çocuklarımıza anlatacak en güzel hikâyelerden birini sessizce tüketiyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları