Cemil Görücü

Cephede Stratejik Hesap!

Cemil Görücü

Tarih boyunca savaşlar yalnızca cephede yaşanmadı; bir cephesi de evlerdeydi. Cephede kurşunlar konuşurken, evlerde hasret, özlem ve gözyaşı konuşurdu.

Kafkas-Rus savaşlarının en çetin günlerinde, yıllardır cepheden cepheye koşan Rus ordusunun rütbeli subaylarından biri yine dağlarda görev başındadır. Savaş uzadıkça uzamış, mevsimler değişmiş, çocuklar büyümüş ama asker hâlâ evine dönememiştir.

Bir gün posta eri elinde bir mektupla gelir.

Mektup eşindendir.

Titreyen satırlarda sitem de vardır, sevgi de…

‘Artık yeter! Yıllardır devletin için savaştın. Çocukların seni özledi. Ben seni özledim. Bu savaşın biteceği yok. Kendini bize bağışla. Gel artık… Beni dul, çocuklarını yetim bırakma.’

Subay mektubu defalarca okur. Gözleri uzaklara dalar. Sonra tebessüm ederek kısa bir cevap yazar:

‘Üzülme… Bir ay sonra evde olacağım.’

Aradan birkaç gün geçer.

Bu defa hanımından ikinci bir mektup gelir.

‘Madem bir ay sonra geleceksin, neden bekliyorsun? Hemen gelsene!’

Subay bu soruya verdiği cevapla belki de Kafkas savaşlarının en nükteli cümlelerinden birini kurar:

‘Hanım, biz de hemen gelmek isteriz. Ama hesap yaptım; Çerkesler bizi her gün yaklaşık on kilometre kovalıyorlar. Bu hızla devam ederlerse, bir ay sonra zaten evin önüne kadar varmış oluruz!’

Derler ki bu cevabı okuyan kadın önce hayret etmiş, sonra kahkahasını tutamamış.

Elbette bu, tarih kitaplarının resmî kayıtlarından çok, halk arasında anlatılagelen nükteli bir rivayettir. Fakat iyi bir fıkra bazen ciltler dolusu tarih kitabının anlatamadığını tek cümleyle anlatır.

Bu hikâyede güldüren şey, bir askerin hazırcevaplığıdır.

Düşündüren şey ise, bir asrı aşan Kafkas direnişidir.

Çünkü savaş meydanlarında bazen galip olan ordular olur; fakat hatıralarda yer edenler çoğu zaman direnen milletlerdir.

Çerkesler, sayı ve silah bakımından kendilerinden kat kat üstün ordulara karşı yıllarca mücadele etmiş, dağları kendilerine kale, özgürlüğü ise vazgeçilmez bir emanet bilmişlerdir. Bu yüzden halk hafızası, onların azmini anlatırken çoğu zaman kılıçtan önce mizahı kullanmıştır.

Belki de bu yüzden Kafkas insanı şu sözü benimsemiştir: ‘Kahramanlık anlatılır, cesaret yaşanır; fakat en unutulmaz zaferler bazen bir tebessümün içine sığar.’
 

Yazarın Diğer Yazıları