Karakuyu, Panlı ve Şabanlı Ortaokulları Milli Eğitim oluru , Valilik onayı ile kapatıldı.
Eğitim sadece bir okul meselesi değil, kırsal kalkınma ve sosyal adalet meselesidir.
Köy Orta Okullarının Kapanması ve Eğitim Hakkında, Milli Eğitimin raporu ile Valiliğin aldığı bu karar, Aileleri istemedikleri halde göçe zorlarken, kırsal yaşamın ve üretimin sürdürülebilirliğini de tehdit etmektedir.
Bölge seçmeni sandık başına gittiklerinde sadece bir okulun kapanmasını değil, onları köylerinden koparan politikaları da düşünecektir.
Bu nedenle alınacak kararlar, eğitim sistemini olduğu kadar kırsal bölgelerdeki seçmen algısını da etkileyebilir.
Aynı kültürü, aynı tarihi ve aynı coğrafyayı paylaşan insanların şehirlerde kurdukları STK’ların, bölgenin geleceğini ilgilendiren böyle bir konuda en azından çözüm önerileri sunması ve diyalog kurması beklenirdi.
Çünkü, temsil ettikleri toplulukların çocuklarının eğitimi, köylerin geleceği ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği söz konusu.
Dernek Başkanlarının eğitimci olmasına rağmen güçlü bir çıkış ve sahiplenmede bulunmamaları, bölgenin sorunlarını sahiplenme konusundaki anlayış ve çözüm bulma derecelerini göstermektedir.
Çözüm arayışını hem eğitim hakkını koruyan hem de kırsal ekonomiyi destekleyen politikalarla birlikte düşünmek gerekecek.
Gelişmiş ülkelerde de kırsal bölgelerde okul kapatmaları yaşanabiliyor ancak birçok ülke farklı modeller deniyor.
İskandinav ülkelerinde küçük okullar mümkün olduğunca açık tutuluyor veya ücretsiz güvenli servis sağlanıyor.
Fransa’da bazı kırsal topluluklar ortak köy okulları kurarak eğitimi bölgeden koparmadan sürdürüyor.
Kanada ve Avustralya gibi uzak yerleşimlerde yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimin harmanlandığı modeller kullanılıyor.
Yani ortak nokta şu: Amaç yalnızca eğitimi sürdürmek değil, kırsal yaşamı da korumak. Böylece eğitim hakkıyla birlikte kırsal ekonominin devamlılığına da önem veriliyor.
Bazı şartlarla ortak bir merkez okul ve taşımalı eğitim modeli işe yarayabilir ama bunun için servislerin güvenli, maliyet olarak sürdürülebilir ve çocukları çok erken saatlerde yola düşürmeyecek şekilde planlanması gerekiyor. Ayrıca kış şartlarının zorlu olduğu bu bölgede ulaşım güvenliği hayati önem taşıyor.
Çözüm, köyleri eğitimsiz bırakmak değil, bölgenin şartlarına uygun ortak bir merkez okul kurarak çocukların nitelikli eğitime erişimini sağlarken ailelerin de köyde üretmeye devam edebilmesini mümkün kılmaktır.
Bu yaklaşım, hem eğitim hakkını hem de kırsal yaşamı birlikte korumayı hedefler.
Bu durumda tek bir hakkın ihlalinden bahsetmek yerine birkaç temel ilke üzerinden bakmak daha doğru. Eğitim hakkı, eşitlik ilkesi ve sosyal devlet ilkesi çerçevesinde çocukların eğitime fiilen erişiminin zorlaşması eşit fırsat açısından soru işaretleri doğurabilir.
Köyde yaşama hakkı, hukukta bağımsız bir temel hak olarak tanımlanmış değil ve hukukî bir zorunlulukları yoksa da sessiz kalmak çözümün bir parçası olmamalıdır.
Ortaokulların kapatılmasıyla birlikte aileler çocuklarının eğitimi için şehir merkezlerine yönelmek zorunda kalacak, Tarım, Hayvancılık, Köy yaşamı büyük bir sorun olacaktır.