Av. Hilal Karakuş Savaş

Miras kalan evlerde yeni dönem: Aile mirasında denge değişiyor mu?

Av. Hilal Karakuş Savaş

Bir anne veya babadan geriye kalan ev, arsa ya da tarla… Kimi aileler için yılların emeği, kimi için çocukluk anıları, kimi içinse kardeşler arasında bitmek bilmeyen bir anlaşmazlığın başlangıcıdır.

Miras hukuku uyuşmazlıklarında en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, miras kalan taşınmazın nasıl paylaşılacağıdır. Bir mirasçı taşınmazı satmak isterken diğeri aile evinin elden çıkmasını istemeyebilir. Bir başkası ise kendi payının karşılığını alarak ortaklıktan ayrılmayı tercih edebilir.

Peki, mirasçılar anlaşamazsa ne olacak? Yeni düzenleme ne getiriyor?

2026 yılında yürürlüğe giren yargı düzenlemeleri kapsamında, belirli koşulları taşıyan miras taşınmazlarının ortaklığın giderilmesi amacıyla satışında önemli bir değişiklik yapılmıştır.

Düzenlemeye göre, taşınmazın tüm maliklere miras yoluyla intikal etmiş olması ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmaması gibi şartların gerçekleşmesi hâlinde, ilk açık artırmaya yalnızca malik olan mirasçılar katılabilecektir.

Bu düzenleme, mirasçıların aileden kalan taşınmazı üçüncü kişilere kaptırma endişesini azaltabilecek bir mekanizma sunmaktadır. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Her miras uyuşmazlığı bu kapsamda değildir. Düzenlemenin uygulanabilmesi, taşınmazın mülkiyet durumuna ve kanuni şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Bir mirasçı satış isterse diğerleri ne yapabilir?

Türk hukukunda hiç kimse, kural olarak, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti ilişkisini süresiz biçimde devam ettirmeye zorlanamaz. Ortaklığın giderilmesi davası da bu ihtiyacın hukuki yollarından biridir. Taşınmazın aynen bölünmesi mümkün değilse veya bölünme önemli değer kaybına yol açacaksa satış suretiyle ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.

Bununla birlikte, satışın nasıl yapılacağı ve kimlerin artırmaya katılabileceği, somut olayda uygulanacak hükümlere göre belirlenir. Yeni düzenleme de bu noktada, belirli miras taşınmazları bakımından ilk artırmanın katılımcılarını sınırlandırmaktadır. Mirasçılar açısından asıl mesele yalnızca taşınmazın satılması değil, mülkiyet haklarının doğru değerlendirilmesi ve sürecin hukuka uygun yürütülmesidir.

Miras uyuşmazlıklarında en büyük hata ise : Süreci geç fark etmektir. Miras kalan taşınmazlarda yalnızca ortaklığın giderilmesi değil; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil, miras payına ilişkin uyuşmazlıklar ve mirasçılardan birinin taşınmazı tek başına kullanmasından doğan sorunlar da gündeme gelebilir.

Bu davaların her birinin şartları ve hukuki sonuçları farklıdır. Örneğin, miras bırakanın sağlığında yaptığı bir taşınmaz devrinin diğer mirasçılardan mal kaçırma gayaesi taşıdığı iddia ediliyorsa, uyuşmazlık yalnızca satış yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi meselesinden ibaret değildir.

Bu nedenle mirasçılar, hak kaybı yaşamamak için öncelikle tapu kayıtlarını, mirasçılık belgesini ve taşınmazın hukuki durumunu incelemelidir.

Sonuç olarak  miras yalnızca mal değil, aynı zamanda sorumluluktur.

Yeni düzenlemenin mirasçılar arasındaki uyuşmazlıkları ne ölçüde azaltacağını elbette zaman gösterecek. Ancak bir gerçek değişmiyor: Aile içinde uzlaşma sağlanamadığında, hukuki hakların bilinmesi ve doğru zamanda kullanılması büyük önem taşıyor. 

Yinede  bu süreçte aileden kalan en değerli şeyin bir ev değil, o ev yüzünden kaybedilmemesi gereken aile bağları olduğunu da unutmamak gerekiyor

Yazarın Diğer Yazıları