Av. Hilal Karakuş Savaş

12. Yargı Paketi Ve Hukukta Hız Çağı

Av. Hilal Karakuş Savaş

Kamuoyunda sıkça duyduğumuz, adliye koridorlarında yankılanan ve hepimizin canını yakan bir serzeniş vardır: ‘Geç gelen adalet, adalet değildir.’ Bir davanın açılması, delillerin toplanması, bilirkişi raporlarının beklenmesi derken geçen yıllar, hak arayan vatandaşın adalet mekanizmasına olan inancını ne yazık ki zedeliyor. Ancak son dönemde hukuk sistemimizde bu kronik hantallığı kırmaya yönelik çok kritik ve somut adımlar atılıyor. Bunların en günceli ve hayata dokunanı ise şüphesiz 7589 Sayılı Kanun ile gelen 12. Yargı Paketi oldu.

Bir avukat olarak adliyelerde en çok karşılaştığımız ve müvekkillerimize açıklamakta en zorlandığımız
durum, bir sonraki duruşma tarihinin 5-6 ay sonraya, hatta bazen bir sonraki yıla atılmasıydı. Yargılama
sürelerini uzatan bu döngüye yeni paketle çok net bir sınır getirildi: Artık hukuk mahkemelerinde
duruşmalar arasındaki süre kural olarak 3 ayı geçemeyecek. Zorunlu ve haklı bir gerekçe olmadıkça
hâkimler duruşmaları aylarca sonrasına erteleyemeyecek.

Bu değişiklik, ilk bakışta sadece teknik bir usul kuralı gibi görünse de aslında vatandaşın adalete erişim
hızını doğrudan etkileyecek devrim niteliğinde bir adımdır. Davaların daha dinamik yürütülmesi, belirsizlik içinde bekleyen tarafların yükünü hafifletecektir.

Bunun yanı sıra, dijitalleşen dünyanın getirdiği pratik çözümler de artık hayatımızın tam merkezinde.
Hukuk dünyasında da E-duruşma sistemi sayesinde avukatlar ve taraflar farklı şehirlerdeki duruşmalara
yüzlerce kilometre yol gitmeden ,zaman sorunu yaşamadan bilgisayar başından katılabiliyordu. Bu
pakette yapılan yeni düzenlemeyle, uzaktan katılım sağlanan bu duruşmalardaki elle imza atma
zorunluluğu gibi bürokratik engeller de tamamen kaldırılıyor. Adaletinde, dijital çağın hızına ayak
uydurmak zorunda olduğu farkedilmiş olup mevzuatımız da nihayet bu gerçeği kabul ediyor.
Elbette kanun yapmak tek başına yeterli değildir; asıl mesele bu kuralların adliye saraylarında nasıl
uygulanacağı ve uygulayıcıların bu hıza nasıl adapte olacağıdır. Sürelerin kısalması, mahkeme
personeline ve hâkimlere düşen iş yükünü anlık olarak artıracak gibi görünse de uzun vadede biriken
dosya yığınlarının erimesini sağlayacaktır.

Sonuç olarak; 12. Yargı Paketi ile atılan bu adımlar, Türk hukuk sisteminde ‘adalette hız ve etkinlik’
odaklı yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Hukukun sadece cezalandıran ya da yasaklayan değil, aynı
zamanda hayatı kolaylaştıran ve uyuşmazlıkları hızla çözen bir güvence olması gerekir. Ülkemizde artık
duruşma salonlarında harcanan yılların yerini, makul sürede tecelli eden kararların alması dileğiyle...
 

Yazarın Diğer Yazıları