Kayseri'de 8 asırlık sır! Evliya Çelebi bile yanıldı
Kayseri'de Kızılırmak'ın üzerinde yaklaşık 800 yıldır ayakta duran tarihi yapı, görünenin çok ötesinde ayrıntılar barındırıyor. Adından mimarisine kadar şaşırtan köprüyle ilgili en ilginç ayrıntı ise Evliya Çelebi'nin düştüğü yanılgı oldu. Ünlü seyyah bu eseri görünce kimin yaptığına inanmıştı?
Kayseri’nin geçmişinde bugün önünden geçip giderken fark edilmeyen öyle ayrıntılar bulunuyor ki, aradan geçen yüzlerce yıl bile onları daha az şaşırtıcı hale getirmiyor. Kızılırmak kıyısında yüzyıllara meydan okuyan tarihi yapılardan biri de hem adı hem de ardındaki hikâyeyle bunlardan biri.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı’nın yaptığı paylaşım, yaklaşık 8 asırlık bu yapının pek bilinmeyen özelliklerini yeniden gündeme taşıdı. Üstelik mesele yalnızca tarihi bir köprüden ibaret değil. Yapının suyla kurduğu ilişki, dönemin mühendislik anlayışı ve yüzyıllar sonra yaşanan ilginç bir yanılgı, hikâyeyi çok daha dikkat çekici hale getiriyor.
Kızılırmak'ın karşısına 800 yıl önce bunu yaptılar
Söz konusu yapı, Kayseri’den Kırşehir yönüne uzanan tarihi güzergâhta bulunan Tekgöz Köprüsü.
Köprünün geçmişi 1202-1203 yıllarına, Anadolu Selçuklu dönemine kadar uzanıyor. II. Rükneddin Süleyman Şah döneminde yaptırılan eserin banisi olarak Kayserili Hacı Alişir bin Hüseyin’in adı biliniyor.
Yaklaşık 120 metre uzunluğa sahip köprünün merkezinde 27 metre açıklığa ve yaklaşık 18 metre yüksekliğe ulaşan büyük sivri kemer bulunuyor. Ancak yapının adında bile ilk bakışta anlaşılmayan bir ayrıntı saklı.
Adına bakıp tek gözlü sanmayın
Yüzyıllardır ‘Tekgöz’ ve ‘Yalnızgöz’ olarak anılmasına rağmen köprü aslında iki gözlü.
Büyük kemerin yanında yaklaşık 11,5 metre açıklığında ikinci bir kemer daha bulunuyor. Ana kemerin büyüklüğü ve ihtişamı, diğer kemeri adeta gölgede bıraktığı için yapının zaman içerisinde halk arasında Tekgöz adıyla anıldığı belirtiliyor. Üstelik ikinci kemerin varlığı yalnızca mimari bir tercih değil.
Selçuklu ustalarının hesabı yüzyıllar sonra bile şaşırtıyor
Kızılırmak’ın yükseldiği ve taşkınların yaşandığı dönemler de köprü inşa edilirken hesaba katılmıştı. Küçük kemer, su seviyesinin arttığı zamanlarda nehre ilave geçiş alanı sağlıyor.
Köprü ayağının önünde bulunan üçgen biçimli ‘selyaran’ ise akıntıyı iki yana bölüyor. Böylece hem suyun doğrudan yapıya uyguladığı güç hem de nehirde sürüklenen ağaç ve diğer malzemelerin köprü ayağına çarpma etkisi azaltılıyor.
Kesme ve kaba yonu taşların kullanıldığı yapıda, farklı yapılardan alınan bazı eski taşlara da yer verildiği ifade ediliyor. Bütün bu ayrıntılar, yaklaşık 800 yıl önce köprünün yalnızca Kızılırmak’ın üzerine taş dizilerek değil, nehrin hareketleri dikkate alınarak inşa edildiğini gösteriyor.
Asıl şaşırtan olay yüzyıllar sonra yaşandı
Tekgöz Köprüsü'nün hikâyesindeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise yapımından yaklaşık dört asır sonra ortaya çıktı.
Kayseri’ye gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi, karşısında gördüğü köprünün ihtişamından oldukça etkilendi. Köprünün kitabesinde bulunan ‘Süleyman’ adını Kanuni Sultan Süleyman olarak yorumlayan Evliya Çelebi, böylesine büyük bir eserin Mimar Sinan tarafından yapılmış olabileceğini düşündü. Ancak gerçek çok daha eskiydi
Tekgöz Köprüsü, Mimar Sinan’ın yaşadığı dönemden yaklaşık 300 yıl önce Anadolu Selçukluları tarafından Kızılırmak üzerine kurulmuştu. Başka bir ifadeyle Selçuklu ustalarının ortaya koyduğu yapı, yüzyıllar sonra Evliya Çelebi’nin bile onu Osmanlı’nın büyük mimarı Mimar Sinan’ın eseri sanmasına neden olacak kadar etkileyiciydi.
Yaklaşık 8 asırdır ayakta duran Tekgöz Köprüsü’nün kitabesi ise bugün Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde muhafaza ediliyor.


