Selma Kan

Bir meslek, iki kat mücadele: Manşetin ardındaki kadınlar

Selma Kan

Kadından gazeteci mi olurmuş? Gece habere gidemez. Olay yerine yetişemez. Çocuğu olur, işi aksar. Tehlikeli görevleri yapamaz, riske atamayız... Bu cümleleri yıllardır duyarız. Peki gerçekten öyle mi? 

‘Kadından gazeteci olur mu?’
Pek de ala ‘Olur!’

Bugün 24 Temmuz Basın Bayramı… Peki kadınların sektördeki yeri? Kadınlar yaşamın her alanında eşitlik mücadelesi veriyor, görünür olmak için çabalıyor. Basın sektörü de bu alanlardan yalnızca biri. Dışarıdan bakıldığında gazetecilik sadece mikrofon tutmak, oturduğu yerden haber yazmaktan ibaret görünür. Oysa ki arka planda ne fırtınalar kopar ve bundan kimsenin haberi yoktur. Hele de kadınlar için öyle zor bir hal aldı ki…

TÜİK tarafından açıklanan Süreli Yayın İstatistikleri verilerine göre; 2025 yılında resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinde toplam 3.690 kişi çalışıyor. Resmi ilan yayımlayan gazetelerde ise toplam çalışan sayısı 3.714 kişidir.

Veriler ilk bakışta kadınların sektörde daha görünür olduğunu düşündürüyor. Ancak tablo yönetim kademelerine geldiğinde değişiyor. Haber müdürlerinin yalnızca yüzde 21,1’inin, sorumlu müdürlerin ise yüzde 32,8’inin kadın olması, karar mekanizmalarında hala erkek egemen bir yapının sürdüğünü gösteriyor.

Sektörde kadın varlığı sayısında artış gözlense de devamlılığı noktasında ciddi bir sorun olduğu aşikar. Ki veriler de, kadınların bu sektörde yaşadığı ayrımcılığı gözler önüne seriyor.

İstihdam noktasında yaşanan sorun endişe verici boyuta ulaşmış durumda. Geçtiğimiz yıl Women Press Freedom raporuna göre kadın gazetecilere yönelik en çok ihlal Türkiye’de yaşandı. Hak ihlallerinde yaşanan artış kadın gazetecilerin hem çevrimiçi hem de sahada daha yüksek risklerle karşı karşıya kaldığını kanıtlar nitelikte.

“Ben bugüne kadar haber peşinde koşan kadınların, çoğu zaman haberden önce kendilerini ispat etmek zorunda bırakıldıklarına defalarca tanık oldum”

Sektördeki kadın gazeteciler son yıllarda daha önce hiç olmadığı kadar baskı ve kuşatma çemberi altında. Türkiye'de kadın gazeteciler, gerek yöneticilerden gerekse karar mekanizmalarından kaynaklanan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Mesleki ayrımcılık, mobbing ve çeşitli yıldırma yöntemleri birçok kadın gazetecinin çalışma hayatını zorlaştırıyor. Pek çok kadın fiziksel ve psikolojik olarak ciddi mağduriyetler yaşıyor. Buna rağmen basın dünyasında iz bırakan sayısız kadın vardır. Çünkü gazetecilik fiziksel güçten çok, doğru soruyu sormayı, gerçeğin peşinden gitmeyi ve vicdanla kalem tutmayı gerektirir.

Kadınların olaylara farklı açılardan bakabilmesinin, insan hikayelerini derinlemesine anlatabilmesinin ve toplumsal sorunlara duyarlılıkla yaklaşabilmesinin basına önemli bir zenginlik kattığını kimse inkar edemez.

Ne yazık ki bugün hala birçok medya kuruluşunda karar mekanizmalarında kadınların yeterince temsil edilmediğini görüyoruz. Oysa güçlü bir medya, farklı seslerin ve farklı bakış açılarının birlikte var olabildiği bir medya düzeniyle mümkündür. Kadın gazetecilerin yalnızca sahada değil, yönetim kademelerinde de daha görünür olması, basının niteliğini artıracak önemli adımlardan biridir.

Gerçeğin peşinden koşan bir kalemin cinsiyeti yoktur, olamaz. Haber cesareti, gazetecilik ise emeği konuşur. Ve o emek, kadınların omuzlarında da en az erkeklerinki kadar güçlü bir şekilde yükselmeye devam etmektedir.

‘Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ -Mustafa Kemal Atatürk

Yazarın Diğer Yazıları