Söz konusu eylemin provokasyon amaçlıdır. Kur’an-ı Kerim’i yakmak İslam korkusunu yansıtan popülist bir eylemdir. Kur’an’ın yakılması, İslam’ın Batı’da önemli etkisi olduğunun bir kanıtıdır. Batılıların İslam’ın otoritesinden ve Batılı seçkinlerin İslam’ı benimseme eğilimlerinden duyduğu korkunun bir yansımasıdır.
Bu provokatif eyleme, İslam’ın değerini anlayan Avrupalı seçkinler ile anlamayan sıradan insanlar arasında ayrım yaparak akıllıca ve şiddet içermeyen bir cevap verilmelidir.Kutsala hakaret geri kalmışlığın bir kanıtıdır. Bu popülist bir eylemdir. Batı’daki büyük alim ve düşünürlerin duruşunu temsil etmez. Bu manada bu eylem İslam’ın gücünün bir göstergesi diyebiliriz. Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki dengeli politik duruşu çok önemlidir ve aynı zamanda son özellikle 20 yıl içinde dış siyaseti oldukça başarılıdır. Batıya karşı dik onurlu duruşu gıpta ile bakılacak; dış siyaset ile ilgili iyi tespit ve kararları dikkate değer bir öneme sahiptir.
Kısaca özetleyecek olursak; ABD ile iyi ilişkilere sahip Türkiye aynı zamanda Avrupa Birliği ve Rusya'yla da iyi ilişkilere sahiptir. Bu yüzden Batı için vazgeçilmez önemli ülkelerden biridir Türkiye. Bundan dolayı Türkiye’nin söylediklerini çok ama çok dikkate almak durumundalar ve zorundalar. Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın söylemi çok önemlidir:
“Ya benim ecdadım Osmanlı; İncil, Tevrat, böyle bir şeyi yakma eylemine girenleri inim inim inletmiş. Yani şu anda Türkiye olarak, onlar böyle yaptı diye biz karşıtını mı yapalım? Hayır, biz yapmayız! Bizim aldığımız terbiye bu değil. Farklıyız biz. Onlar Kur'an'ımızı yakmak suretiyle İslam'ı mı bitirdiler? Kitabullah'ın koruyucusu Rabb'imizdir.
Bunlar sadece cibilliyetlerinin ne kadar bozuk olduğunu gösterdiler. Aynı şeyi Danimarka yaptı. O da aynı, değişen bir şey yok. Ama biz dik duracağız, sağlam duracağız ve Kitabımıza, aynen nasıl ki Peygamber Efendimiz, 'Onun koruyucusu Allah'tır.' buyurdu, biz de şu anda biliyoruz ki koruyucusu Allah'tır. Elimizden geleni her zaman yapacağız."