ŞU günlerde bu konu hakkında konuşmak ne kadar doğru bilmiyorum.
Ama bu konuya değinmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü göz ardı edilemeyecek bir konu.
Türkiye’nin sağlık konusundaki başarısı!
Türkiye’nin 50’ye yakın ülkeye tıbbi malzeme gönderdiğini ve hali hazırda 100’ün üzerinde ülkenin de malzeme talep ettiğini biliyoruz.
Medeniyetiyle övdüğümüz (!) Avrupa’nın aslında temizlik ve hijyenden ne kadar uzak olduğunu, kendine bile yetecek kadar tıbbi malzemesinin bulunmadığını, tedavi konusunda kendi vatandaşına bile ikinci sınıf insan gözüyle baktığını ve yaşı geçmiş koronavirüs hastalarını tedavi etmediğini gördük.
Süper Güç Amerika’nın koronavirüs salgınında nasıl perişan olduğunu da gördük. Öte yandan ambulans çağırmak Türkiye'de ücretsiz iken Amerika'da bunun bedeli 500 dolar. Bu bile sağlığı ne kadar önemsemediklerini gösteriyor. Ki sağlık insan için dünyada en önde gelen şey.
Kendi yaptıkları Hollywood filmlerinde tüm dünyayı felaketlerden kurtaran Amerika, bu salgında nasıl çaresiz ve aciz olduğunu bizlere gösterdi.
Yıllardır eleştirilen Türkiye’deki sağlık sisteminin de ne kadar sağlam ve güvenilir olduğunu görmüş olduk. Yapılan şehir hastanelerinin yeri, maliyeti tartışıladursun, orada binlerce insana yetecek yoğun bakım kapasitesi, ameliyathane, polikliniklerin bulunması ülkenin yüz akı olmuş durumda.
Sadece bununla da kalmıyor, kendi tıbbi malzemelerimizi de seferberlik ruhuyla üreten kahraman vatandaşlara da sahibiz. Her zorlu süreçte olduğu gibi bu virüs salgınında da sağlık personelinden, polisine, işçisinden memuruna, sanatçısından, iş adamına “birlik” olduk.
Avrupa'nın bazı şehirlerindeki bir hastanenin yatak kapasitesi kadar yoğun bakım yatağı bulunan Kayseri Şehir Hastanesi’nde yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında vakaların tedavi ve kontrolleri büyük bir hassasiyetle gerçekleştiriliyor.
Toplam 466 bin metrekare kapalı alana sahip, 521 doktor ve 2 bin 307 yardımcı sağlık personelinin görev yaptığı hastanede, 994 oda, 43 ameliyathane, 404 poliklinik bulunuyor.
1607 yatak kapasitesine sahip hastanede, 273 yoğun bakım yatak sayısı yer alıyor. İhtiyaç halinde yoğun bakım yatak sayısı 450'ye, yatak sayısı da 3 bine kadar çıkarılabiliyor.
İYİ YOLDAYIZ...
Çin bu virüsü 2 ay gibi bir sürede atlattı. 2 ay sonunda ülkede vaka tespit edilmedi. Biz ise 10 Mart’ta ilk vakayı tespit ettikten sonra yaklaşık 50 gün geçti. Sürekli kontrol altında tutulan salgın, Bakan Fahrettin Koca’nın da son açıklamalarına göre bir düşüş trendine girdi.
Ne derler çoğu gitti azı kaldı.
Son zamanlarda iyileşen sayısı, vaka sayısını geçti, ölüm sayıları gitgide azalıyor. Yoğun bakımdaki hasta sayısında düşüş hakim. Bunlar sevindirici haberler. Ancak bu virüs bitti anlamı taşımıyor elbette. Dişimizi biraz daha sıkmamız gerekiyor. Tedbirlere uyulmazsa yeni dalga olabilir.
Düşüşlerin kalıcı olması için temasın ve mesafenin çok önemli olduğunun farkında olmalıyız.