TOPLUMLARIN içinde bulunduğu “pisikolojik durum” ne yazık yaşamlarına da sirayet ediyor.Hele de o psikolojik durum bozuksa vay o toplumun haline.
Mesela kendi yakınımıza, eşimize, dostumuza, iş arkadaşımıza bakalım.Herkesin bir sürüncemesi var.Herkesin bir hesabı, herkesin bir de odak noktası var.
Siyasiler için “koltuk” belki son nokta gibi görülebilir ama, bu koltukları çeşitlendirdiğimizde son noktaya varmak bazen bir ömrü dahi alabiliyor.
Futbol sever için de 90 dakikanın bitiş düdüğü kendini kanalize ettiği tarafın galibiyet sevincidir.Ancak bu her zaman istenilen düzeyde olamayabiliyor.Her odaklanan noktanın sonu da mutlu bitemeyebiliyor.
Koltuk bekleyen siyasinin bir anda kendini “sıradan” bir durumda bulması onun için çekilmez günlerin başlangıcı oluyor çoğu zaman.Şampiyonluk beklenen yolun sonunda kendini bir alt kümede bulmak hayal kırıklığının son noktasıdır bir takım taraftarı için.Bir de “etliye sütlüye” dokunmadan bunların dışında yaşam kaygısı olmayan, “nerede akşam orda sabahı” yaşayanlar var.
Onlar gözlerinde görünmeyen “pembe gözlüklerini yatakta dahi çıkarma” gereksinimini duymazlar.Sürekli hülyalarda ve yaşamın anlamını idrak etmeden güya hayat sürmeye devam ederler.
Tabi ki bu üçüncü insan çeşidi için hayat her zaman rahat olamayabiliyor.Yaşları ilerlediğinde geriye dönüp baktığında “bir taşta kertiğinin dahi olmadığını” görmesi işte o zaman pembe gözlüklerinin kendilerine hayatları boyunca yalan söylediğini anlamış olurlar.Ama; iş işten çoktan geçmiştir, geriye dönmek artık imkansızdır.Bunları neden anlattım.
Basit bir kuytu köşede izdivaya çekilmesi gerekenlerin hala "dürüstlük" sattığı bu şehirde gerçekten "at izi it izine karışmıştır.."
Bakınız son yıllarda birileri “tatlı rüyalar”, “güzel hülyalar” görüyordu.Birilerinin sırtından, hasbelkader biryerlere gelenlerin durumu ortada.Taktıkları “pembe” gözlüklerle dünyaya bakan ve onlara avunanlar var etrafımızda.Herkesi kendi gibi sanan,Ar damarları çatlamış,Kişilik erazyonuna uğramış,Basit bir kuytu köşede izdivaya çekilmesi gerekenlerin hâlâ “dürüstlük” sattığı şu şehirde gerçekten “at izi, it izine karışmıştır..”
Bu artık yadsınamaz bir gerçektir.Dumura uğraşım beyinlerinin yapısındaki “hezeyanı” görmeyip, kendi “edepsizliklerini” karşı komşunun benceresine yansıyan aynayı da göremez hale gelmişler bunlar.Ama; olsun, ömrümüz yeterse onlarla “hesap günümüz” er yada geç olacaktır.Biz burdayız ve bekliyoruz.
GÜNÜN SÖZÜ
Acizler için imkânsız, korkaklar için müthiş gözüken şeyler kahramanlar için idealdir. M.Kemal Atatürk