Metin Kösedağ

Önce kendimizi düzeltmeliyiz...

Metin Kösedağ

DÜN 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’ydı.
 
Bir çok açıklama ve kutlama mesajları yayımlandı.
 
İyi dilekler ve temenniler dile getirildi.
 
Ama hiç kimse “gazetecilerin sorunlarına” değinmedi.
 
Dağ yığını gibi sorunlarımız var.
 
Neresinden turarsanız tutun elinizde kalıyor.
 
Gazetecilik öyle bir hal halmış ki, her önüne gelen “gazeteciym” diye ortaya çıkıyor.
 
Kimi, tehdit ve şantajdan beslenirken, kimi de sadece “meslektaşlarını” hedef alarak sözüm ona gazetecilik yaptığını zannediyor.
 
Sorsanız kendilerine, “Sütten çıkmış ak kaşıklar” hepsi.
 
Ama; işin rengi hiç de öyle değil.
 
Bu memlekette hiç kimse gazetecilik yapmıyor, yapamıyor.
 
Dedim ya; Kimi şantaja dayalı yıllarca “habercilik kisvesi” altında gazetecilik (!) yaptı.
 
Kimi de sırf kişisel husumetlerini “Gazetecilik” olarak millete yutturdu.
 
Böyle olunca da memlekette bütün gazeteciler ve gazeteciliğin böyle olduğu kanısına varıldı.
 
Yazık...
 
Gerçekten çok yazık.
 
Evet
 
Sorunlarımız dağ gibi.
 
Kayseri basını artık içinden çıkılmaz bir hale doğru ilerliyor.
 
Bir-iki yıl sonrasında ne olur bilinmez ama, bilinen tek gerçek var bugünleri arayacak olmamızdır.
 
En önemlisi de yukarıda belirttiğim unsurları aramızdan çıkarmamız gerekiyor artık.
 
Birey olarak, kurumsal olarak bu tür insanlara karşı dik durmalıyız.
 
Gerekirse “ekmek kavgası vererek” bunları platformun dışına atmalıyız.
 
Çünkü; bu tür “bedbahların” bugüne kadar ne yaptığı ne varsa yanlarına kâr kalmış.
 
Bundan sonra da böyle devam edecek zannediyorlar.
 
Oysa ki, haline bakmaz, karşıya çamur atanların olduğu bu ortamda gazetecilik yapmak çok daha zorlaşıyor.
 
Bir de bu şehri yönetenlerin artık daha dirayetli, tehditlere boyun eğmeden, hiç bir “leş kargasına” paye vermeden dik durması gerekiyor.
 
Özet olarak; sorunlarımız çok.
 
Hem de dağ yığını gibi.
 
Bunların çözümü için kendimizden başlamamız gerekiyor.
 
Öncelikle içimizdeki “kemirgenleri” atmalıyız.
 
Gazeteci; hak, hukuk, adalet kavramını bireysel olarak değil, toplumsal olarak görmeli.
 
Basının eskisi gibi yeniden saygınlığını kazanması için önce kendimizden başlamalıyız.
 
Ne kadar dürüstüz.
 
Ne kadar hakkaniyetliyiz.
 
Ve “gerçekten gazetecilik mi yapıyoruz yoksa kendi egomuzu mu tatmin
ediyoruz” diyerek kafamızı iki elimizin arasına alıp, uzun uzun düşünmeliyiz.
 
Bunu yapabilirsek mesleğimiz adına ufak da olsa bir adım atmış oluruz.
Dürüst, ahlaklı, sırf bu işten ekmeğini kazanananlara selam ve saygılarımla. 
 
GÜNÜN SÖZÜ
 
Ahlaki değerlerden yoksun, çıkar peşinde, demagog bir basın, zaman içinde kendi gibi bir halk yaratır. Atilla İlhan

Yazarın Diğer Yazıları