Metin Kösedağ

'İHTİYAÇLAR' VE 'KAOS''

Metin Kösedağ

HER bireyin, her şirketin, her evin ve her şehrin acil ilhtiyaç listesi vardır.
Ancak son yılllarda bireylerin ihtiyaç listesi hayli değişti.
Öncelerden gerçekten ihtiyaç olanların yerini şimdi ihtiyaç diye dayatılan aksesuarlar aldı. Örneğin cep telefonu bir ihtiyaç ise, cep telefonuna bağlı bir saat, özel kulaklığı, daha havalı dursun diye kahveyi yanından ayırmamak için bardak termosu, daha sayamayacağım aksesuarı...
Oysa ki sözlük bize ihtiyaç konusunda şunları söylüyor: “...Temel ihtiyaç, kişilerin yaşamlarına devam edebilmeleri için kesin olarak ihtiyaç duydukları başlıca unsurlardır. Bireysel, yani temel ihtiyaçlarımız su içmek, yemek yemek, kendimizi koruyacak bir yerde kalmak, giyeceklere ihtiyaç duymak, gibi unsurlardan oluşur.”
Günümüz tüketim dünyasında ise temel ihtiyaç olarak algılananlar bu unsurların dışında, yukarıda saydığım aksesuar ihtiyaçlara döndü artık.
Yemek yemek, içmek ve benzeri ihtiyaçların karşılanmış olması insanları tatmin etmiyor.
Ama ya karşılanmadan diğer ihtiyaç diye dayatılanlar karşılanıyorsa, işte o zaman “kaos” çıkıyor ortaya.
***
Bireylerden sonra bir de şehirlerin ihtiyaçlarına bakalım.
Yol, su, park, temizlik ve benzeri unsurlar bir şehrin başlıca ihtiyaçlarıdır.
Ancak şehirleri ekonomik anlamda ayakta tutacak başka türlü ihtiyaçları da bulunuyor.
Örneğin yaşadığımız kent Kayseri, yapısı itibari ile bir çok kente göre “temel ihtiyaçları halledilmiş, düzenli bir şehir” olsa da, kendisini ekonomik anlamda ayakta tutacak ve ön plana çıkaracak diğer ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanamamış durumda.
Sosyo-ekonomik açıdan bölgenin lideri gibi görünse de son yıllarda bu liderliğini yavaş yavaş yitirmeye başladı Kayseri.
Başlıca nedeni ise devlet yatırımlarından yeterince faydalanamıyor olması.
Örneğin; büyükşehir olmamasına rağmen Sivas’ın, ya da Erzurum’un aldığı devlet yatırımlarını (nüfus ve gelişmişlik açısından) Kayseri’de pek göremiyoruz.
Kimilerine göre bunun nedeni, “siyasi gücün azalması” kimine göre, “kendi kendine yetinebilen” kent olmasından ileri geliyor.
Ancak işin gerçeği pek de öyle değil.
Mesela, siyasi anlamda en güçlü olduğu dönemlerde dahi Kayseri, hep “yavan” kaldı.
Hep “Kayserili işini bilir” safsatası ile geçiştirildi.
Renkli programlar, şaşaalı ufak-tefek açılışlarla gözü boyandı.
***
Nüfusunun yüzde 40’ı genç olan Kayseri’nin sanayisinde bir gerilemenin olduğunu görüyoruz.
Her ne kadar sağlıkta iyi olduğumuz söylense de, özellikle bir-ikisinin dışında özel hastanelerin çoğu “otel” görevi yapıyor. Öyle ki; en ufak bir sıkıntıda dahi anında devlete bağlı sağlık kuruluşlarına yönlendirdikleri hastaların toplam sayısı ufak bir şehrin nüfusunu geçti.
 
Olana sahip çıkamıyoruz!
 
PEKİ elimizde olan değerleri ne yapıyoruz, gelin hep birlikte bir kaçına bakalım:
1- Kültepe (Kaniş/Karum): Yıllardır kazı yapılır, ama Kayseri buradan yeterince faydalanamamıştır. Son dönemlerde Erciyes Anadolu Holding’in el attığı bu bölgede bakalım bundan sonra neler olacak, hep birlikte göreceğiz.
2- Nüfusun yüzde 40’ı 30 yaşın altında olan Kayseri’nin sporcu yetiştirmekte çok gerilerde olduğunu görüyoruz. Öte yandan, eskiden olduğu kadar nitelikli eleman da yetişmiyor. Öyle ki, sanayi de çırak bulunamaz durumda. Şehir yönetiminde görev alanların yaş ortalaması ise 50’in üstünde.
3- Kayseri’de yılda 5 bine yakın genç teknik ve endüstri meslek lisesinden, 7 bine yakın genç de üniversiteden mezun oluyor. Ancak mezunların çoğuna sağlayacak nitelikli bir yaşamı yok bu şehrin. Özel sektörde ücretler çok düşük ve dışarıdan gelen nitelikli elemanı tutacak sosyal bir yapıya da sahip değil. Sosyal yapı konusuna Talas biraz ayrı tutulabilir.
4- Hastane yatak sayısı bakımından bölgenin lideri olarak anılsa da, az önce belirttiğim gibi özel hastanelerin çoğu “otel” görevi görüyor. Nitelikli hizmet verenlerin sayısı çok az.
5- Sosyal ve kültürel donatılar açısından zengin görünse de bunların kullanımı pek de yeterli görünmüyor. Örneğin Erciyes Kayak Merkezi yılın 6 ayı dolu, diğer 6 ayı boş. Kadir Has Şehir Stadyumu, Kayserispor’un iki haftada bir oynadığı maçı dört gözle bekliyor. Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi buna nazaran daha faal ama o da yetersiz. Anadolu Harikalar Diyarı konusunda yaşananlar ise apayrı bir sorun...
6- Ekonomik göstergeler konusunda da Kayseri zikzaklar çizmeye devam ediyor. Örneğin 2006 yılında İSO 500 listesinde Kayseri’den 17 firma yer alırken, sırasıyla 2007’de 16, 2008 ve 2009’da 14, 2010’da 13, 2011’de 12, 2012’de 14, 2013’te 13, 2014’te 16, 2015’te 15, 2016’da 16 ve 2020’de 15 firma ile yer aldı.
7- Kabak Çeğirdeği üretiminde Türkiye birincisi ve patates üretiminde Türkiye beşincisi olan Kayseri’nin bu konuda da pazarlama yoksunu olduğunu görüyoruz. Alabalık çiftlikleri ile ünlü Kayseri’nin Türkiye üçüncüsü, yumurta tavuğu üretiminde yedincisi olduğunu bilen sayısı ise çok azdır.
8- Kayseri’den yurtiçi 22 ve yurt dışı 102 noktaya uçak seferi var. Ancak Erkilet Havaalanının fiziki yetersizliği her geçen gün biraz daha büyüyor. Bunlara hızlı treni, otoyolu da ekleyebiliriz.
Öte yandan, her geçen gün eriyen nice fabrikalar var. Sümer Bez Fabrikası mı dersiniz, Ana Tamir mi -ki burada bir uçak fabrikası vardı- Bünyan Halı Fabrikası mı, siz karar verin...
Sonuç olarak Kayseri, belediyecilikte şehrin temel ihtiyaçlarını karşılasa da, temel ihtiyaçları güçlendirecek olan diğer ihtiyaçlarını henüz tamamlayamamış durumda.
Kayseri’de bir söz var; “el gördülük” diye. Bu el gördüğe bakınca da ‘en’ler şehri. Şehirlerde de ihtiyaçlar karşılanmadan karşılanmış gibi yapınca “kaos” ortaya çıkıyor.
 

Yazarın Diğer Yazıları