Metin Kösedağ

Gündemden Kısa Kısa

Metin Kösedağ

TÜİK Mayıs ayı enflasyon rakamını açıkladı. Aylık enflasyon oranı %0,89 olarak gerçekleşti! Daha önceki yazılarımda da dile getirdiğim gibi açıklanan oran kesinlikle cepteki enflasyonu yansıtmıyor. Önümüzdeki ay kamuda zamlı maaşların ödenmesinden önce enflasyon oranındaki düşüş, zaten TÜİK rakamlarına olan güven dip yapmışken artık durumu iyice gülünç hale getirmeye başlamıştır. Bu konuda halk nezdinde yapılan güzel bir espri ise “TÜİK hangi marketten fiyatları alarak enflasyon hesabı yapıyorsa bize de söylese de, biz de o marketten alışveriş yapsak” şeklinde olmaktadır. Türk lirası değer kaybedip, yeni sezon meyve ve sebze fiyatları zirvedeyken, akaryakıt fiyatları %10 artmışken enflasyonu bu oranda çıkarmak bence sihir işidir!

Merkez bankası kaynaklarının nereye harcandığı ile ilgili tartışma da ilginç bir noktaya taşınmıştır. Bu konuda yapılan açıklamaların hiçbiri birbiriyle örtüşmediği gibi, hepsi birbiriyle çelişkilidir. Son olarak rezervlerin 10 yıl önce yaşanan Van depreminin yaralarını sarmak için harcandığı yönündeki açıklama, daha iki yıl önce 120 milyar Dolar olan rezervlerin akıbetiyle ilgili değildir. Hükümet nezdinde yapılan açıklamalardan ortaya çıkan sonuç, kurumlar ve kişiler arasında en ufak bir iletişim ve haberleşmenin olmadığını göstermektedir.  Asıl önemli olan ise, Merkez Bankası kasasının boş olmasıdır.

Ekonomide iyi giden tek şey bazı sektörlerde yaşanan ihracat artışıdır. Bu artışın en önemli nedeni ise yeni ürünler, teknolojik gelişme ya da başka bir faktör değil, TL’deki aşırı değer kaybı nedeniyle Türk mallarının yabancılar için sudan ucuz olmasıdır. Şu anki kur ile asgari ücret 320 Dolardır ve Çin’de bile asgari ücret 800 Dolar olduğuna göre, Türkiye bedava işgücü piyasasına dönüşmüştür. Bununla birlikte aşılama sürecinin iyi yönetilememesi, Türkiye’nin bu yıl da turizmden beklediğini bulamamasına neden olacaktır. Artan ihracat rakamlarına turizmden elde edilecek gelir de eşlik edebilseydi, döviz ihtiyacımızın bir kısmı karşılanabilmiş olacaktı.

Pandemi süreci en çok günü birlik kazanç elde eden kişileri etkiledi. Bunun başında esnaflar geldiği gibi müzisyenler, barmenler, garsonlar vb. gibi emekçiler son derece zor durumda kalmışlardır. Bu kesime kamu desteği verilmiş ya da verilecekse de, özellikle esnafla konuştuğunuzda yardım alabilme şartlarının sırat köprüsünden geçmek kadar zor olduğunu söylediklerini duymaktayız. Yardımların yeterli olup-olmadığı da ayrıca tartışma konusudur. Vergi konusunda erteleme ya da yeniden yapılandırma kesinlikle vergi alınmaması anlamına gelmediği gibi, verilecek kredilerin faiz oranı da %18’dir. Madem enflasyon düşüyor, bu oranların da düşmesi gerekmez miydi? Devlet, kaşıkla verdiğini başka taraftan kepçeyle geri almaktadır.

Bu ülkenin kurucusu Mustafa kemal Atatürk’e yapılan saygısızlığa değinmeden geçemeyeceğim. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu ülkede yapılan sanayi yatırımlarının listesini versem 3 ya da 4 sayfa sürer. İsteyen internetten bu listeye bakabilir. 1935’de Kayseri’de kurulan Sümerbank Bez Fabrikasında o dönemde 2100 kişi çalışmaktaydı. Acaba son 10 yılda Kayseri’de bu sayıda istihdam yaratan bir fabrika açılmış mıdır? Ben hatırlamıyorum. Atatürk’ün bize miras bıraktığı ilke ve hedeflerinden saptığımız için bugün hem ekonomik, hem siyasi, hem sosyal hem de uluslararası ilişkilerde sıkıntılar yaşıyoruz. Bu topraklar birçok ülke tarafından işgal edilmişken bize yeniden özgür bir ülke veren Mustafa Kemal Atatürk’e minnet borçlu olduğumuzu belirtmek isterim.

Son olarak belirtmek isterim ki, Sedat Peker videoları Netflix dizilerini bile geride bıraktı. Bu videolarda dillendirilen iddiaların kamu vicdanında rahatsızlık yarattığı ortadadır. Avrupa’yı gelişmiş yapan birçok değerden biri de toplumsal ahlaktır. Siyasetçiler, en ufak bir hata yaptıklarında hukukun verdiği cezadan çok halk nezdinde uğrayacakları aşağılanmadan korktukları için, derhal istifa ederler.  Toplumun ahlaki değer yargılarıyla bağdaşmayan bir davranış, toplumda kabul ve af görmez. Bu nedenle sorumlular daha da kötü duruma düşmemek için istifa etme yolunu seçerler. Finlandiya başbakanının 300 Euro’luk kahvaltı faturasını devlet parasıyla ödemesi sonucu polis soruşturması açılmıştır. Görüyoruz ki bizde 300 bin TL değil, 3 milyon değil, 3 milyar değil, 300 milyar TL de usulsüz şekilde harcansa kimse istifa etmeyeceği gibi, soruşturma açılmayacağı da ortadadır. Yaşanan ahlaki erozyon her kesime yansımış olup, kanıksama ve görmezden gelme ise en büyük tehlikedir.

Yazarın Diğer Yazıları