Metin Kösedağ

AŞI VE KAYSERİSPOR...

Metin Kösedağ

Koronavirüs tehlikesi bütün dünyayı tehdit etmeye devam ediyor.
Bir tek “vakanın çıktığı Çin” ve onunla birlikte bir kaç devletin haricinde.
Geçen yıl bu dönemlerde Çin’den bütün dünyaya yayılan koronavirüs için aşı tartışmaları aldı başanı gidiyor.
Özellikle Türkiye’de bazı kesimler “aşı karşıtlığı” ile dikkat çekiyor.
Aşının yapılmaması konusunda üstüne basa basa gündem haline getirmeye çalışıyorlar.
Sağlık Bakanlığı  buna karşı bazı bilgilendirmelerde bulunuyor ama mevcut tabloda tartışmalar sosyal medya üzerinden yürütülüyor daha çok.
İşin içinde sosyal medya olunca da işin uzmanı olmayanların sesi daha çok çıkıyor.
Önce sağlık çalışanları daha sonra güvenlik güçleri ve sırası ile bütün kesimlere aşı yapılacağı şeklindeki takvimini açıklayan Bakanlığın bu konuda da planlı hareket etmesi gerektiği aşikar. 
Aksi takdirde korku ile hareket eden insanlar uzmanlar yerine komplolara kulak asmaya devam edecek.
***
TEDAVİSİ OLMAYAN HASTALIĞIN AŞISI!...
AŞI tartışmaları süre dursun, biz de kendimizce bir değerlendirmede bulanalım.
Yanı başımızdaki bir çok insan koronadan dolayı “birilerini” kaybetti.
Bu illetin  “lanetliğini” iliklerine kadar hissetti.
Bu illeti tadanlardan biriyim.
Yaklaşık 10-15 gün tedavi sürecim oldu.
Verilen tedavi yöntemleri aynı.
Favipiravir denen ilaç. Bol sıvı, gıda vs...
Yani bir yıldır dünyayı etkisi altına alan koronavirüs ile ilgili net bir tedavi yöntemi yok.
Bunu ben değil, doktorlar söylüyor. 
Böyle olunca da insanlar da şunu soruyor;
“Tedavisi bilinmeyen hastalığın aşısı nasıl oluyor?”
Bu sorunun cevabı net bir şekilde verilirse eğer vatandaşın aşıya karşı bakışı da değişmiş olur.
Görünen o ki, aşılama sürecinde ve sonrasında da epey bir tartışma su götürecek. 
Ama önlem alınmazsa o suyun başını komplo teorileri çekecek, vatandaş da suyla sürüklenip gidecek...
***
BÖYLE DEVAM KAYSERİSPOR... 
KAYSERİSPOR, son üç haftada Samet Aybaba ile “takım olma” adına önemli adımlar atıyor.
O kırılgan, o bitik, demoralize takım gitmiş, yerine ne yaptığını bilen bir ekip gelmiş. 
Evet Galatasaray maçında çok pozisyon verdi.
Çok farklı da yenilebilirdi. 
Ancak; futbol şansı denilen olgu ilk kez Kayserispor’un yanındaydı.
O maçta alınan 1 puan takıma da özgüveni sağladı.
Daha sonraki Karagümrük ve Göztepe maçlarındaki Kayserispor parmaklarımızı ısırttı.
Çok pozisyon buldu, az pozisyon verdi.
Ayakta kaldı.
Rakibini sıkıştırdı.
Rakibini sindirdi.
Hakkı olan galibiyetleri ne yazık ki son vuruşlardaki yetersizlikten alamadı.
Ama; Göztepe maçında farklı sıkıntılar da ortaya çıktı.
Mesela hakem Yaşar Kemal Uğurlu’nun “net golü” faul gereçkesi ile geçersiz sayması inanılır gibi değil.
Ekranlardaki eyyamcıların, “şurda bu var, burda az dokunuyor” diyerek faulü işaret etmelerine rağmen, bana göre “net” bir şekilde faul yok ve Kayserispor’un üç puanı gaspa uğratıldı.
Sonuç olarak;
Kayserispor böyle oynamaya devam ettiği sürece galibiyetler ve puanlar üst üste gelecektir. 
Önemli olan; bu tür noktalara takılıp kalmamak...
Tabiki yönetime düşen de TFF nezdinde takımın hakkını sonuna kadar aramak...

Yazarın Diğer Yazıları