İnsanoğlunun yaratılışından itibaren geçen süreyi göz önüne adlığınızda neler görürsünüz neler. Akla hayale gelmeyecek bir sürü işler çıkıverir önünüze… Adeta bir televizyon ekranında film seyreder gibi hepsi serili verir göz önüne…
İnsan hayatında olup bitenler yine insanların marifetiyle olup biten işlerdir. Bu olup bitenlere baktığınızda bazen insanları yaptıklarıyla gururlanır bazen de bunu yapanlar insan mı diye sorarsınız kendinize…
Yine bugün insanlık tarihinde insanların yaptıkları açısından değişen bir şey yok.
Nasıl mı?
İyilik dün de vardı bugün de.
Kötülük dün de vardı bugün de.
Yani insanoğlu iyiliğe de kötülüğe de meyilli olan bir varlıktır. Kendini iyilikle yüceltir insan. Kötülükle de zelil eder…
Bugün yapmamız gereken, insanlar iyilik ve kötülük yapma noktasında nerede duruyorlar, bunu tespit etmek.
Artık yaşadığımız zamanda fitne tavan yapmış, ahlaksızlık, iftira, yalan almış başını gitmiş.
Bunları toplumda tetikleyen bir sürü etken unsur çoğalmış; buna karşın insan olabilme mücadelesi çok zorlaşmıştır.
Toplumu sevgi ve saygı temelinden uzaklaştırıp yardımlaşma ve dayanışma duygusunu yok edip bir birbirimize karşı sürekli yabancılaşan bireyler haline getirme çabaları sonuç vermiştir.
Örneğin bizlere yılda iki defa bir araya gelme ve birlik olma imkanı sunan bayramlar, tatil furyasına dönüşmüş ve bu önemli değerimiz de yok olmaya yüz tutmuştur. Yani insanlar sadece kendisi için yaşama arzu ve hevesine esir olmuştur.
Yaratılışımızın gereği olan bütün ilahi değerler her gün hançerlenerek bizleri nefsimizin esiri bir hayat tarzına mahkûm etmiştir.
Bugün yaşanan sıkıntıların kaynağında sevgi, saygı ve hoşgörüyü unutmamız ve ahirete olan inancımızı kaybetmiş olmamız yatmaktadır.
İyi insan olmak için iyi ve çok mücadele etmek zorunda olduğumuz bir zaman diliminde yaşıyoruz. Şartlar zor ve ağır. Ancak insan mükemmel ve mükerrem bir varlıktır. En zor ve çetin şartlarda dahi Allah’a karşı vereceği hesapları unutmamamız gerekir.
Hayatımızın her alanında bu hesap düşüncesiyle hareket etmek zorunluluğu vardır. Aile hayatında, iş hayatında, toplumsal ilişkilerde hep bu olgular gözetilerek hareket edilmelidir. İnsanlar mutlak suretle ilahi bir güçle kontrol altına alınabilir.
Ama yaşadığımız dünyada bulunduğumuz yerin kanun kural ve emirlerine uyma zorunluluğu vardır. İnsan hem ilahi hem de diğer kanunlara uyarak yaşarsa mutlu ve huzurlu yaşamını temin etmiş olur.
Toplumlar ahlaken kemala ermiş bireylerin çokluğu ile güzelleşir. İşte bizim insan olarak yapmamız gereken de iyi insan olup iyi insan yetiştirmeye katılım sağlamaktır. Ahlaklı insan, yalan söylemez, iftira etmez, haram yemez, gıybet etmez. Etmezler ve yapmazlar çoğaltılabilir ama ahlaklı insan hep Allah’tan korkar ve bu dünyada bu şekilde hareket eder.
Hülasa olması gereken ve birey olarak yapmamız gereken ilahi zorunlulukla hareket edip, hayat yolculuğuna devam edersek, kaza yapmadan menzile varmış oluruz. Yoksa trafik kurallarına uymayıp kendi canını ve başkasının canını yok eden sürücü misali biz de dünya ve ahiretimizi hüsrana uğratırız. Sevgi, saygı, hoşgörü ve Allah korkusunun hakim olduğu bir hayat yaşamak temennisiyle…