Hilal Tekeoğlu

Sanal gerçeklikten arınmak

Hilal Tekeoğlu

Hayatın vazgeçilmez bir parçası olan telefonlar, günün ilk dakikalarından itibaren bireyleri başkalarının dünyasına taşıyor. Belki de kişi henüz tam olarak uyanamadı ama sanal mecrada başkalarının hayatından kesitlere tanıklık ederek günün ilk saatlerine böyle başlıyor.

Sanal medya hayatı değil, yalnızca seçilmiş, beğenilmiş ya da etkileşim alabilecek anları öne çıkarıyor. Bu durum sonucunda ise farklı hayatlarla kendi hayatının tamamını kıyaslayan birey mutsuz oluyor.

Kullanıcıların sıkça karşısına çıkan altına bürünmüş fenomenler de mesela evliliklerin çatırdamasına neden oluyor. Örneğin, ''Onun kocası pırlanta kolye almış, yıl dönümlerinde kepçeyle gül döktürmüş, sen neden yapmıyorsun?'' ifadeleri evliliklerde yaşanan çatışmaları ve en önemlisi aile kurumuna verilen zararı gözler önüne seriyor.

Bu durum kişilerin zaman içerisinde nasıl bir yaşam tarzı olduğuyla birlikte sanal medyada izlediği paylaşımlar arasında nasıl yer alabileceğini de önemsemelerine neden oluyor. İşte bu noktada sanal gerçekliğin etkisinden arınmak önem arz ediyor.

Öncelikle sanal medyadan arınmanın, teknolojiye kapıları kapatmak yada hayatın bütününden çıkarmak anlamına gelmediğini vurgulamak çok yerinde olacaktır. Burada asıl mesele bireylerin kendi değerlerini dijital dünyanın ölçütleriyle kıyaslamaktan uzaklaşmasıdır. Özetle ''sanal dünyadan kaçmadan çevrimiçi mecralarda kaybolmamayı öğrenmek'', ''arınmak'' ifadesindeki belirleyici anlam olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları