Hasan Özgülbay

Dar-ı Bekâya Uğurlanan Bir Münevver: İlber Ortaylı

Hasan Özgülbay

Türkiye’nin yetiştirdiği en mümtaz ilim adamlarından biri olan, engin bilgisi, kendine mahsus üslûb-u beyanı ve müstesna eserleriyle ilim âleminde derin izler bırakan Prof. Dr. İlber Ortaylı, 13 Mart 2026 tarihinde fani âleme veda ederek dar-ı bekâya irtihal etti. İlber Hocamızın irtihalinin akabinde oluşan bazı izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Elbette mühim bir şahsiyetin vefatı başlı başına bir haber kıymeti taşır. Ancak İlber Hocanın vefatı, belki de ahalinin hemen her kesiminde derin bir teessüre yol açan, 7’den 70’e pek çok insanın yüreğinde tarifsiz bir burukluk bırakan nadir kayıplardan biridir. Kendisi yıllarını Türk toplumunun tarihine vakfetmiş, ortaya koyduğu kıymetli teliflerle nesillere tarih şuuru kazandırmış ve yetiştirdiği talebeleriyle adeta istikbalin temellerini atmıştır.

Vefat haberinin duyurulmasının ardından televizyon kanallarının KJ’lerinde geniş puntolarla yer alan başlıklar, ardı ardına bağlanan sanat ve akademi dünyasının mühim simaları, sosyal medya platformlarında ve internet haber sitelerinde paylaşılan haberler ve fotoğraflar, ardından toplumun muhtelif kesimlerinden gelen taziye mesajları… Yurt içi ve yurt dışındaki kurum temsilcileri, büyükelçiler ve akla gelebilecek pek çok isim büyük bir teessür ve şaşkınlık içerisinde hocanın vefatından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Bu tablo, İlber Ortaylı’nın kolay kolay herkese nasip olmayacak bir itibara ve mertebeye ulaştığının en açık göstergesidir. Zira içinde bulunduğumuz yüzyılda, toplumun farklı kesimlerini müşterek bir duygu etrafında bir araya getiren hadiselere pek sık tesadüf edilmez. Aynı üzüntüyü yahut aynı sevinci paylaşan geniş bir toplumsal mutabakatın oluşması artık oldukça müşküldür. İlber Hocanın vefatı ise bu nadir anlardan biri olarak hafızalara kazınmıştır.

İlber Hoca, Kayseri’de düzenlenen kitap fuarlarına katılmak üzere birçok kez şehrimize gelmiş ve her ziyaretinde salonları dolduran, hatta zaman zaman kapasiteyi aşan büyük bir alâka ile karşılanmıştır. Kayseri’ye son ziyareti ise 7. Kitap Fuarı kapsamında 2024 yılında gerçekleşmişti. Erciyes Kültür Merkezi’nde icra edilen konferansında öğrenciler ve okurları salonu hınca hınç doldurmuştu.

Kitap fuarı dönemlerinde normalde Dünya Ticaret Merkezi çevresinde kurulan demonte konferans salonlarının ve Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nin kifayet etmeyeceği değerlendirildiğinden, hocanın konferansları doğrudan şehrin en büyük salonlarından biri olan Erciyes Kültür Merkezi’nde tertip ediliyordu.

Kendine güvenmeyen, ilmiyle ve sanatıyla gönüllerde yer edinmeyen bir kimsenin o devasa salonu her defasında doldurabilmesi mümkün müdür? Zannetmiyorum. İlber Hoca Kayseri’yi severdi, Kayseri de İlber Hocayı. 

Hocanın vefatının ardından bazı hususlar dikkatimi cezbetti. Böylesi devasa bir sevgi selinin yanında, sığ suların çıkardığı cılız ve mesnetsiz sesler de yok değil... Sosyal medya çöplüğünde bazı şahıslar, hoca hayattayken söylemeye cesaret edemedikleri malâyani kelâmı şimdi dile getirmeye, mesnetsiz cümleler kurmaya kalkışıyor. Madem bu denli rahatsızlıkları vardı, neden bu eleştirel ifadeleri merhumun hemen ardından dillendirme ihtiyacı hissettiler diye sormak icap eder. Lakin hocanın cehalete karşı tavrı ve bakış açısı malumdur.

Söz gelimi, her ademoğluna nasip olmayacak bu sevgi seli, saygınlık ve ilmî kudret hakikaten İlber Hoca’nın şahsiyetiyle bütünleşmiş bir ahvaldir. Kendisi yeri kolay kolay doldurulamayacak, nesiller boyu hatırlanacak, belki de hayatına dair onlarca kitabın kaleme alınacağı nev-i şahsına münhasır bir isimdir. Geride bıraktığı eserlerin akademi dünyasında uzun yıllar temel başvuru kaynakları olarak kabul edileceği muhakkaktır.

Bazı insanlar vardır yalnızca yaşadıkları döneme değil, gelecek asırlara da hitap ederler. İlber Ortaylı hiç şüphesiz böyle bir isimdi. Bu toprakların yetiştirdiği bu nadide ilim adamını saygı, rahmet ve minnetle hatırlayacağız... İlim yolunda esen kalın...
 

Yazarın Diğer Yazıları