KTO Ağustos Ayı meclis toplantısı düzenlendi

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy 'İş dünyası olarak şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir' dedi.

KTO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu'nda yapıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından gündem maddeleri okunarak oylandı. 

Meclis Toplantısı'nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, sanayicinin istihdamını koruyup büyütebilmesi için güven ortamına ihtiyacı olduğunu ifade ederek; 'Küresel ekonomide belirsizliklerin derinleştiği, ulusal ekonomide ise öngörülebilirliği ve istikrarı yeniden inşa etmeye çalıştığımız son derece kritik bir kırılma sürecinden geçiyoruz. Gerek küresel çalkantılar gerekse iç pazarda karşı karşıya kaldığımız makroekonomik zorluklar, iş dünyamızın hareket alanını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Süreç göz önüne alındığında, iş dünyası olarak şu anda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; dirençli, öngörülebilir ve maliyetleri yönetebildiğimiz sürdürülebilir bir zemindir. Bu dengenin kurulamadığı bir ortamda varlık göstermemiz maalesef çok güçleşmektedir. Bir sanayicinin, bir tüccarın işini sürdürebilmesi, istihdamını koruyup büyütebilmesi için her şeyden önce ekonomik netlik ve güven ortamına ihtiyacı vardır. Dünyada elbette küresel fırtınalar kopuyor; ticaret savaşları, enerji krizleri ve özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyada artan jeopolitik gerilimler pazar dengelerini sarsıyor. Bunların hepsini görüyor ve yakından takip ediyoruz. Fakat sahadaki durumu sadece dış etkenlerle açıklamak yeterli değildir. Yüksek enflasyon, enflasyonla mücadele kapsamında döviz kuru üzerinde oluşan baskılar ve finansman maliyetlerinin geldiği mevcut seviyeler, işletmelerimizin omuzlarına gerçekten taşınması güç bir yük bindirmiştir. Bu durum özellikle üretici ihracatçılarımızı küresel pazarda rekabet edemez noktaya getirmektedir. Şu anda iş dünyası açısından üretim yapmakla finansal yatırım yapmak arasındaki denge bozulmuş durumdadır. Bugün bir üreticimiz yeni yatırım yapmak, yeni bir makine almak, kapasitesini artırmak istediğinde; yüksek finansman maliyetleri, artan işletme giderleri ve birçok riskle karşı karşıya kalmaktadır. Baktığımızda veriler de bu tabloyu doğrulamaktadır: Ağustos ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranı yüzde 73,5’e geriledi. Daha da önemlisi, geleceğe ilişkin en kritik gösterge olan yatırım mallarında kapasite kullanımı yüzde 69,7’ye düştü. Fabrikalarımız çalışıyor; ancak giderek daha büyük bir bölümü atıl kapasiteyle üretim yapıyor. İmalat sanayimiz ne yazık ki 27 aydır daralma bölgesinde yer almaktadır. Bu daralmayı tetikleyen ana unsurlar; Orta Doğu'daki savaş ve jeopolitik risklerin uluslararası talebi baskılaması, yüksek hammadde maliyetleri, artan navlun ve yakıt fiyatları ile lojistik gecikmelerdir. Hem iç piyasadaki sıkılaşma adımları hem de dış pazarlardaki zayıflık nedeniyle yeni siparişlerde sürekli bir düşüş yaşanmaktadır. Eğer bir üretici yatırım yapmak yerine parasını faizde tutmayı daha rasyonel buluyorsa, sorun sadece yüksek faiz değildir; ekonomide üretimin cazibesi zayıflıyor demektir. Oysa mevduat ne istihdam ne ihracat ne de yeni bir yatırım üretebilir. Elbette enflasyonla mücadele edilmeli, fiyat istikrarı mutlaka sağlanmalıdır. Ancak bunu yaparken üreticiyi ve yatırımcıyı sistemin dışına itmemesi gerekir. Enflasyonun gerileme eğilimine girmesi olumludur; ancak sanayi üretimindeki zayıflama ve Temmuz ayında 47,7 seviyesinde gerçekleşen PMI verileri imalat sektöründeki daralmanın sürdüğünü açıkça göstermektedir. Yani fiyat istikrarında ilerlerken, üretim tarafındaki kırılganlığı asla göz ardı etmemeliyiz. Sermayenin yönünü belirleyen şey sadece faiz değil; üretim yapmanın ne kadar mümkün ve ne kadar cazip olduğudur. Bizim beklentimiz; tasarrufların yeniden fabrikalara, makinelere, Ar-Ge ve teknolojiye, yani katma değerli yeni yatırımlara yöneldiği bir ekonomik ortamın sağlanmasıdır. Bizler artık geçici pansuman tedbirler yerine, üretimin ve ticaretin mantığını yeniden kuracak radikal yapısal reformların hayata geçirilmesini bekliyoruz. Gelişmiş pazarlarda tutunabilmenin yolu sadece düşük işçilik maliyetleri, kur ayarlamaları ya da geçici finansman imkanlarıyla rekabet etmek olamaz. Eğer küresel arenada kalıcı olmak istiyorsak; üretimde yüksek katma değere, ürünlerimizde markalaşmaya, özgün tasarıma ve yenilikçiliğe odaklanmak zorundayız. Bunun için de güçlü ve sürdürülebilir desteklere ihtiyacımız var' ifadelerini kullandı.

‘Sorunların karşılık bulması memnuniyet vericidir’

Tüm odaların dile getirdiği sorunların karşılık bulmasından memnun olduklarını ifade eden Başkan Gülsoy; 'Ekonomi yönetiminin de şartlar dahilinde attığı adımları ve destek paketlerini yakından takip ediyoruz. Geçtiğimiz dönemde açıklanan sanayi destek paketini, imalat sanayine yönelik yeni finansman imkanlarını ve Yatırım Taahhütlü Avans Kredi (YTAK) Programı'nın kapsamının genişletilmesini, iş dünyamızın beklentilerine karşılık veren kıymetli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Sadece bizim değil, tüm odalarımızın dile getirdiği sorunların karşılık bulması memnuniyet vericidir. Tam da bu noktada Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın açıkladığı çok önemli bir karara temas etmek istiyorum. Bakanımız; Merkez Bankası’nın kur konusundaki sıkıntılara merhem olması amacıyla başlattığı ve 1 Ağustos itibarıyla 6 ay uzatılan döviz dönüşüm desteğinde yeni bir döneme geçileceğini ifade etti. 1 Ekim’den itibaren emek-yoğun sektörler ile katma değerli üretim ve istihdam sağlayan sektörler öncelenerek, döviz dönüşüm priminin iki kat artışla uygulanacağı müjdesini verdi. Bizler bu kürsülerden ve her platformda, döviz dönüşüm desteğinin yetersiz kaldığını, bu primin 3+5 şeklinde revize edilerek artırılması gerektiğini defalarca dile getirmiştik. Bakanımızın bu desteği iki katına çıkaran açıklamasını memnuniyetle karşılıyor, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek bu uygulamayı büyük bir sabırsızlıkla beklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum' dedi.

KTO Kayseri TEKMER Projesi onaylandı

Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu yenilikle buluşturacak önemli gelişmeyi de aktaran Gülsoy; 'Uzun süredir titizlikle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda KTO Kayseri TEKMER projemiz bu ay KOSGEB tarafından onaylandı. Merkezimizin fiziki altyapısına yönelik tadilat çalışmaları da artık tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek şehrimizin gençlerinin, girişimcilerinin ve teknoloji odaklı işletmelerinin hizmetine sunacağız. Kayseri TEKMER, merkez konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda iki kat olarak toplam bin 700 metrekarelik alanda hizmet verecek. Bu merkezimiz yalnızca çalışma alanlarının bulunduğu bir bina olmayacak. Burası; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik merkezi olacak. Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacağız. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden teknoloji tabanlı ürününü geliştirmek ve büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir girişimci kitlesine kapılarımızı açacağız. Teknoloji merkezimizi, özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek, yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Böylece sanayimizin üretim kapasitesini ve teknolojik ürün çeşitliliğini artırmayı planlıyoruz. Burada, sanayici ve yatırımcı üyelerimizle girişimcilerimizi bir araya getirecek aktif bir ekosistem kurmayı tasarlıyoruz. Bu haliyle Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir model olarak 'Kayseri Modeli' geliştiriyoruz' dedi.