İnsanlardan uzak gibi görünen evin ardından 70 yıllık bir sevda hikâyesi çıktı

Kayseri'de dağların arasında, ilk bakışta insanlardan uzaklaşmak isteyen birinin yaptırdığı izlenimi veren bu evin ardında, tam 70 yıllık bir sevda ve vefa hikâyesi yatıyor.

Kayseri’nin Kocasinan İlçesine bağlı Amarat Mahallesi’nde bulunan bu ev ilk bakışta insanlardan uzaklaşmak isteyen birinin yaptırdığı izlenimi veren bu evin ardında, tam 70 yıllık bir sevda ve vefa hikâyesi yatıyor. Ev sahibi, emekli öğretmen ve köyün ilk öğretmeni Mümin Akıllıoğlu, bu evi yalnız kalmak için değil, dedesi Nazif Bey ile ninesi Nazife Hanım'ın hatırasını yaşatmak için yaptırdığını söylüyor.

Eskiden Yarık Kaya olarak bilinen mevkide başlayan bu hikâye, yıllar öncesine uzanıyor. Mümin Akıllıoğlu'nun anlattığına göre dedesi Nazif Bey, çok sevdiği Nazife Hanım'ı, o dönemde şimdiki evin bulunduğu yerde bulunan eski bir alaçığa kaçırır. Ancak zamanın ağası buna izin vermez ve Nazife Hanım'ı dedesinin elinden alarak geri götürür. Bir süre sonra ise Nazif Bey, ‘’Ayın yatkını, insanın batkını... Emanetimi gönder gelsin.'' diyerek ninesine haber salar. Bunun üzerine Nazife Hanım ile yeniden kavuşur ve kurdukları yuva, tam 70 yıl boyunca aynı topraklarda devam eder.

İnsanlardan uzak gibi görünen evin ardından 70 yıllık bir sevda hikâyesi çıktı

İşte Mümin Akıllıoğlu'nun yaptırdığı ev de bu büyük sevdanın ve aile hatırasının bir simgesi olarak yükseliyor.
‘'Evi insanlardan uzaklaşmak için yapmadım''  diyen Akıllıoğlu, "Dedemle ninemin kurmak istediği yuvanın hikâyesini yaşatmak istedim. Ben insanlarla birlikte olmayı, onlarla iç içe yaşamayı seven bir insanım. Gelenim gidenim hiç eksik olmaz.'' sözleriyle evin gerçek hikâyesini anlatıyor.

Yıllarca eğitim camiasına hizmet veren ve köyün ilk öğretmeni olarak tanınan Mümin Akıllıoğlu'nun evi, bulunduğu konumuyla da dikkat çekiyor. Evin aşağısında Zırha Kalesi, yukarısında Harseniz Kalesi ve Silahtar Köyü yer alıyor. Hemen yanında bulunan Evliya Tepesi bölgeye ayrı bir manevi atmosfer katarken, etrafını saran üzüm bağları ve armut ağaçları doğayla iç içe eşsiz bir manzara sunuyor. Akıllıoğlu, yıllardır dostlarını ve misafirlerini bu evde ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, ‘’Kapımız herkese açık. Burada yalnızlığı değil, paylaşmayı yaşıyoruz.'' diyor. Dışarıdan bakıldığında sessizliği ve yalnızlığı çağrıştıran bu ev, gerçekte Anadolu'nun köklü aile bağlarını, zorluklara rağmen ayakta kalan bir aşkı ve geçmişe duyulan vefayı simgeliyor. Mümin Akıllıoğlu'nun dedesi ile ninesinin hikâyesinden ilham alarak inşa ettiği bu ev, yalnızca bir yaşam alanı değil; nesilden nesile aktarılacak bir aile mirasının ve 70 yıllık sevdanın yaşayan hatırası olarak varlığını sürdürüyor.