Banka işi soygun: Tüketiciye büyük yük!

Türkiye'de bankacılık sektörünün açıkladığı yüksek kâr rakamları, ekonomik sıkışıklığın hissedildiği bir dönemde yeniden tartışma konusu oldu. Yüksek faiz oranları, kredi kullanım masrafları, kredi kartı aidatları, para transfer ücretleri ve çeşitli işlem komisyonları üzerinden elde edilen gelirler, tüketici cephesinde yoğun eleştirilere yol açıyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Türkiye’de bankacılık sektörünün 2025 yılı sonu itibarıyla net dönem kârı yaklaşık 940 milyar TL seviyesine ulaştı. Aynı dönemde sektörün net faiz geliri 1 trilyon 725 milyar TL olarak kaydedildi. Bu tablo, bankaların kârlılığında faiz gelirlerinin belirleyici rol oynadığını açık biçimde ortaya koydu. Bankaların bu karı elde etmesinde, 64 farklı masraf kalemi altında aldıkları gelirlerin büyük payı var. 

Krediye erişim güçleşti!

Ekonomide nakit akışının zorlaştığı ve finansmana erişimin giderek pahalı hale geldiği bir süreçte açıklanan bu kâr rakamları, özellikle tüketiciler ve küçük işletmeler arasında tepki topluyor. Vatandaşlar, bankaların kredi faizleri başta olmak üzere birçok işlem kaleminde yüksek maliyet uyguladığını savunuyor. Hem işletmeler, hem de vatandaş kredilere ulaşamazken, mecbur kalıp kredi çekenlere ise çok büyük yük bindiriliyor. 

En çok eleştirilen başlıkların başında kredi kartı üyelik aidatları geliyor. Tüketiciler, her yıl kart aidatı adı altında alınan ücretlerin bankalar için önemli bir gelir kalemi haline geldiğini ifade ediyor. Bunun yanında EFT, havale ve FAST işlemlerinden alınan ücretler, kredi tahsis ve dosya masrafları, kredi kartı gecikme faizleri ve kredili mevduat hesabı (KMH) faizleri de vatandaşların sıklıkla şikâyet ettiği konular arasında yer alıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen azami oranlara göre kredi kartlarında aylık akdi faiz oranı borç tutarına göre yüzde 3,25 ile yüzde 4,25 arasında değişiyor. Nakit çekim ve kredili mevduat hesaplarında ise aylık azami faiz oranı yüzde 4,25, gecikme faizi ise yüzde 4,55 seviyesinde uygulanabiliyor. Tüketici şikâyetleri de bu tabloyu destekleyen veriler ortaya koyuyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında Tüketici Hakem Heyetlerine 907 binden fazla başvuru yapıldı. Bu başvuruların önemli bir kısmı bankacılık işlemleri, kredi kartı aidatları ve finansal hizmet ücretleriyle ilgili oldu.

Yüksek karlar açıklanıyor!

Ekonomistler, bankacılık sisteminin güçlü ve kârlı olmasının finansal istikrar açısından önemli olduğunu belirtirken, özellikle yüksek faiz ortamında bankaların gelir yapısının toplumda tartışma yarattığını ifade ediyor. Reel sektörde ve vatandaş cephesinde nakit sıkıntısı yaşandığı bir dönemde bankaların yüksek kâr açıklaması, ‘Bankalar piyasayı rahatlatıyor mu yoksa maliyetleri artırıyor mu?’ sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Vatandaşların önemli bir bölümü ise bankaların kredi ve finansman politikalarında daha dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savunuyor. Ekonomide finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde, bankaların sadece karlılık odaklı değil aynı zamanda piyasanın işleyişini destekleyen bir anlayışla hareket etmesi gerektiği yönündeki beklenti giderek daha fazla dile getiriliyor.