Katırın sırtında yaylaya giden
Elinde değneği kuzuyu güden
Dudağı çatlamış soğuktan yelden
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Dağdan dağa koşan koyun peşinde
İmzasını arayan yurdun taşında
Oturup ağlayan çeşme başında
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Boyuna bakmadan her işi gören
Bahçeyi beklerken sepetler ören
Oturup düşünüp yarını gören
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Kara saban ile tarlayı süren
Ekini biçip de harmana seren
Elde torba koyunlara tuz veren
Bir çoban görürsen işte o benim.
Tarlalarda ekin biçen ot biçen
Yaylada kuzuyu koyundan seçen
Pınarlardan avuç-avuç su içen
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Yamalı pantolon yırtık bir ceket
Bağdan üzüm keser sırtında sepet
Çaresi yok ama umudu devlet
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Gün boyu güneşin alnında yanan
Lastik ayakkabıyı kundura sanan
Duyduğu her tatlı söze inanan
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Sırtında kepenek her yanı delik
Kalbi yumuşak ama bileği çelik
Tek şiarı olmuş yiğitlik mertlik
Bir çoban görürsen işte o benim.
Evinden çıkıp her sabah erken
Elinde kitapları okula giden
On iki yaşında köyü terk eden
Bir çocuk görürsen işte o benim.
Büyüklerle geçim derdi konuşan
Çok küçükken çalışmaya alışan
Tatillerde madenlerde çalışan
Bir çocuk görürsen işte o benim.
On iki yaşında gurbete çıkan
Hasretlik çekerek hayattan bıkan
Boş vakit bulunca vitrine bakan
Bir garip görürsen işte o benim.
Çocukluktan beri hakka inanan
Düşe kalka hayatını kazanan
Tutunabileceği dala uzanan
Birini görürsen işte o benim
Coşkun sular gibi çağlayıp coşan
Hakkı bilip hakikati konuşan
Vatan sevgisiyle yanıp tutuşan
Görürsen bir şair işte o benim.
Yaş kemale erip atmış beş olmuş
Çalışıp didinmiş eli boş kalmış
Yavaş yavaş yolun sonuna gelmiş
Birini görürsen işte o benim.
Rifat hiç konuşmaz boşu boşuna
Gitmese de birilerinin hoşuna
Bunları yazsınlar mezar taşına
İster sev ister sevme işte bu benim.