“Dedelerimin aslı Çukurova’dan yani Adana Kozan tarafından gelme. Anavarza Toprakkale yakınlarında dedelerimin yaşadığı köyün kalıntıları hala duruyor. 1957 yılından önce de bizim köy Adana’nın Feke ilçesine bağlı imiş, 1957’den sonra Yahyalı İlçe olunca Yahyalı’ya dolayısıyla da Kayseri’ye bağlanmış. Bunun için biz Çukurova ile irtibatımızı kesmedik. Bilhassa Kozan’da kalan ve sonradan göç eden akrabalarımız var. Onların düğününe bayramına cenazesine gider geliriz. Ben de geçtiğimiz hafta sonu bir akrabanın düğününe katılmak ve Kozan’da yaşayan kız kardeşimi ve diğer akrabalarımı görmek için Kozan’a gitmiştim. Ancak bu sefer gördüğüm manzara karşısında bir hayli üzüldüm ve bu şiiri yazdım.
Toros dağlarından indim ovaya
Hayran kaldım tabiata doğaya
Hasret kalmış soğuk temiz havaya
İlkbahar ayında yanıyor Kozan.
Yüce bir tepede Kozan Kalesi
Çiçekler kurumuş solmuş lalesi
Çıkmıyor turnanın kekliğin sesi
Dilsiz çocuk gibi susuyor Kozan.
Zirvede bitiyor yol gide, gide
Menengiç kahvesi içtik kalede
Hiç koku kalmamış gülde lalede
Artık buram, buram kokmuyor Kozan.
Dağlar aşıp düz ovaya ulaştım
Dede yurtlarını gezdim dolaştım
Çarpık manzarayı görünce şaştım
Betonun elinde bitiyor Kozan.
Pamuk tarları asfalt yol olmuş
Portakal bahçeleri betonla dolmuş
Şairler ozanlar susmuş lal olmuş
Artık elden çıkmış yitiyor Kozan.
Son yıllarda bir felaket uğramış
Sazlıklar kurumuş bitmiyor kamış
Dedem Deliali’den hiç iz kalmamış
Beton yığınlarıyla doluyor Kozan.
Çiftçi pamuk ekmez olmuş tarlaya
Aşiretler göçmez olmuş yaylaya
Süte su katmışlar tutmuyor maya
Artık elden çıkmış yitiyor Kozan.
Kimse saymaz olmuş ağayı beyi
Medeniyet değiştirmiş her şeyi
Türkmen kızı çekmez olmuş deveyi
Yaylaya göçmeyi unutmuş Kozan.
İyileşmez çok derinleşmiş yaralar
Gaz tükenmiş yanmaz olmuş çıralar
Her tarafa dolmuş naylon seralar
Doğal yaşamayı unutmuş Kozan.
Bilirim medeniyetin kuralı katı
Otomobil çıktı unuttuk katırı, atı
Gördüğü manzara üzdü Rifat’ı
Ne de olsa dede yurdusun Kozan.