Futbol basit oyun...
Zorlaştıran bizleriz, bizim futbolcularımız, bizim hocalarımız...
Hafta sonu Kayserispor, Hatayspor'u konuk etti.
Rakip öyle ahım şahım bir futbol oynamadı.
Gole kadar neredeyse pozisyonu olmayan Hatay golü bir şekilde buldu. Son dakikalarda da kontrataklarla birkaç pozisyon buldu. Onun dışında öyle harika bir futbol oynamadılar.
Netice olarak 3 puanı sırtlayıp gittiler.
Tarihinde ilk kez Süper Lig'de mücadele eden, lig iyi başlangıç yapan, daha sonra korona virüs nedeniyle 2 maçını oynayamayan Hatayspor, 3 puanı söktü aldı bizden.
Biz de arkalarından bakakaldık öylece...
Dün görevim gereği maçı foto muhabiri olarak saha kenarından seyrettim.
TV'den veya tribünden nasıl görünüyor bilmiyorum ancak oynanan oyun saha içerisinden inanılmaz sıkıcı geldi. İlk yarı bitmeden sahadan ayrılmak istedim, ancak görev gereği orda kalmam gerekti.
Sahada ne yaptığından habersiz 11 tane futbolcu var. Her biri bir tarafa koşuyor, ancak hiçbiri ne yaptığını bilmiyor.
Tek amaçları var organize olup, ayaklarındaki topu rakip kale direklerinden içeri göndermek.
Kayserispor bunu yapamadı. Bireysel olarak çok iyi oyunculara sahip olan Kayserispor, takım oyunu oynayamıyor. Futbolcular birbirinden kopuk şekilde mücadele ediyor. Her futbolcunun arasında neredeyse 15 20 metre var. Herkes bir şeyler yapmak istiyor ancak organize olamadıkları için pozisyonlar neticelendirilemiyor.
Bu takımın başında hoca olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak Kayserispor’da ilk haftadan bu yana bu eksiklik var. Oyuncular gereksiz yere gergin ve huzursuz. Bu da takımı olumsuz yönde etkiliyor.
Yen hocanın Çarşamba günü geleceği söylendi. Çok kişi konuşuluyor fakat kesin bir isim yok. Gelen isim bu kadroyu en iyi şekilde değerlendirmeli. Oyuncuların dilinden anlamalı. Takımda aile ortamı kurulması. Başarı bu şekilde gelir. Gerginlik, huzursuzluğu olduğu ortamda başarı da gelmez.