Dünya üzerinde 2020 yılının, uğursuz bir yıl olduğuna kanaat getirildi.
Çünkü 2020 yılı içerisinde yaşanan felaketler, insanları bu düşünceye itti.
Depremler, yangınlar, afetler ve en büyük felaket de hala devam eden korona virüs belası…
Bu felaketlerin hepsini 2020 yılı içerisinde yaşamış olmak gerçekten, uğursuz bir yıl olduğu düşüncesini veriyor insana.
Kayserispor için de 2020 yılı hiç iç açıcı geçmedi. Sarı-kırmızılı ekip bu yıl içerisinde küme düşerken, pandemi nedeniyle bütün liglerde küme düşme kaldırılınca Kayserispor da haber diliyle “kefeni yırtmış” oldu. Bir şekilde ligde kaldı.
Peki ligde kalınca her şey düzeldi mi ? Tabii ki hayır. Aslında sıkıntılar daha da arttı.
Yeni sezon öncesi 300 milyon küsur borç, transfer tahtası kapalı bir takım, ligin ilk maçı öncesi lisans krizi, ligin ilk haftasından bu yana hocaların ve futbolcuların kötü performansı, ilk yarının bitimine az bir süre kala yine kapalı olan transfer tahtası, gelen giden hocalar, sportif başarısızlık…
Say say bitmiyor.
Kayserispor son 2 sezondur yukarıda bahsettiklerimle uğraşıyor. Taraftarın ve camianın yüzü 2 sezondur gülmüyor.
Son olarak Samet Aybaba ile yollar ayrıldı.
Artık yönetimin yeni bir yol haritası çizmeli. Yere sağlam adımlarla basılmalı. Günü kurtaracak işler yapmamalı. Transfer yapmakla, hoca getirip göndermekle bu işler olmuyor görüyoruz.
Bu takımın sorunu kendi içerisinde.
Takımda huzursuzluk gün gibi ortada.
Beşiktaş maçından sonra yapılan açıklamaları görüyoruz. Herkes ayrı telden çalıyor.
Samet Aybaba maçtan sonra açıklamasında hakemlere yükleniyor, Mustafa Tokgöz “hakemlik bir şey yok” diyor. Baki Ersoy’un da isminin geçtiği rakip yöneticilerle kavga çıkıyor, olayın içeriğini bilmeyen Berna Gözbaşı BJK başkanını arayıp özür diliyor. İnanın kimsenin birbirinden haberi yok.
Herkes kendi halinde. Ama takımın göz göre göre eriyor. Tehlike çanları sezon başından beri çalıyor. Artık çan falan da kalmadı resmen takım alarm veriyor.
Biran önce bu takıma el atılmalı.
Futbolcuların paraları günü gününe yatırılıyor eyvallah ama iş bununla bitmiyor. İçeride huzursuzluk var bu çok net ortada. Takımda aile ortamı yok. Takım içerisinde huzur getirecek hamleler yapılmalı. Başarının sadece parayla olmadığını görmüş olduk. Paranın yanında huzur, inanç, hırs ve ruh da olmalı…