Metin Kösedağ

İyi biri...

Metin Kösedağ

ŞÖYLE arkanıza yaslanın...
 
Elinizdeki telefonu, tableti, bilgisayarı kolayca ulaşamayacağınız bir yere bırakın...
 
Alın elinize bir çay, kahve...
Ve düşünebildiğiniz kadar geriye gidin...
Hayatın akışında kimler gelmiş, kimler gitmiş...
 
Kimimizin babası, kimimizin anası, kimimizin kardeşi, kimimizin arkadaşı bu hayattan göç edip gitmiş...
 
Biraz daha zorlayın kendinizi...
“Acaba ben göçüp gidersem bu dünyada kaç kişi arkamdan iyi laf edecek...” diye...
 
Vicdanınız bu konuda rahatsa, “evet beni de iyi yaad edecek birileri var” diyebiliyorsanız, o zaman şanslı birisiniz demektir.
Ama; ya vicdanen rahatsız olup, herkesle didişen, hayatı boyunca şer satan biri iseniz vay halinize...
 
İnsan ölünce, dünyadaki makam ve mevkiler gibi, sıfatlar da biter…
Dünyevi olan her şey geride kalır…
 
Değerlendirme kriterleri de doğal olarak farklılaşır...
Meselâ, “iyi insan mıydı?” diye sorgulanır.
Ama bir insanın gerçek anlamda “iyi” mi, “kötü” mü olduğuna, öteki insanlar karar veremez.
 
Bu kararı ancak ve sadece Allah verir: Allah’ın belirlemesi ise, kendi buyruğunun gereği olarak, dünyevi kriterlere göre değildir...
Yani ne kadar başarılı, ne kadar becerikli, ne kadar istikrarlı, ne kadar ihtişamlı olduğuna bakmaz…
 
Hükümlerine göre yaşayıp yaşamadığına bakar.
Hükümler belli: En başta “Amentü”nün içinde ne varsa sorgusuz-sualsiz iman...
 
Bunları tasdik anlamında da “Kelime-i şahadet...”
Sonra namaz…
Oruç…
Hac…
Zekât…
 
Bir gün bile namaz kılmayan, bir gün bile oruç tutmayan biri şayet “iyi biri” olarak ilân ediliyorsa, bilin ki, kullanılan ölçüler ahrette hiçbir geçerliliği olmayan dünyevi ölçülerdir. Ne yaşayanlara, ne de ölene bir katkı sağlar.
Oysa ölüm en büyük ibrettir! İbret alabilmek açısından, ölçüyü kaçırmamak lâzım…
 
Övgü yerine “Fatiha” okumanın daha geçerli olduğu bir noktada bulunulduğunu da hatırlamak gerekiyor.
 
Ölen meşhurları yere-göğe sığdıramamak âdet oldu...
Bir tarafıyla bu yaklaşım güzeldir: Çünkü ölülerimizi iyi sözlerle hatırlamak, Peygamber-i Âlişan’ın tavsiyesidir...
 
Ayrıca da son derece insancıl bir yaklaşımdır.
İnsanın kıymeti sağken bilinmeli ve kıymetinin bilindiği o insana yansıtılmalıdır.
Doğru yaklaşım budur.
 
Ancak bunu da abarttık: Sağken yüzüne bakmadığımız ya da yüreğine defalarca bastığımız insanlar, ölünce birden “kıymet” haline geliyor…
“Kör ölür, badem gözlü olur” sözünü hatırlatacak değilim, bunun yerine “ölüm gerçeği”ni hatırlatmakla yetineceğim…
 
Zira bu gerçekle iç içe yaşamak, hatalarımızı bir nebze azaltabilir.
O yüzden siz siz olun, bu ölümlü dünyada başkalarının günahı ile değil sevabları ile ilgilenin.
 
İyi bir birey olun ki; sizden de “iyi biri” olarak bahsetsinler...
 
GÜNÜN SÖZÜ
Bugün günlerden sarı-kırmızı
yani; Kayserispor...

Yazarın Diğer Yazıları