Şüphesiz ki Allah, insandan kendisine karşı insaf sahibi olmasını, yapması gerekirken terk ettiğini itiraf etmesini, iyi işler yapmaya gücü yeterken, kötü işler yaptığını ikrar etmesini istemektedir. Onun için Allah buyurur ki, 17/ İsra 14. “…Kitabını oku, bugün hesap için sen kendine yetersin.” İnsan yapacağı işlerde irade sahibi, kendi yaptığı amel olmadan, mecbur ve miskin durumda iken mi bu söz kendisine söylenir, yoksa hür ve serbest iradesini kullandığı zaman mı?
Kader konusunda bir çok hadis söylenmiştir, mesela: Şöyle bir hadis nakledilir. Ubade b. Samit’in ölümü esnasında oğluna şöyle dediği rivayet edilir. Yavrucuğum, başına gelecek şeyin mutlaka olacağını, gelmeyecek şeyin de asla vuku bulmayacağını bilmedikçe, imanın hakikatinin tadını alamayacaksın. Zira ben, Allah Resulünden şöyle dediğini işittim. “Allah’ın yarattığı ilk şey kalemdir, ona der ki: Yaz, kalem ne yazayım ey Rabbim deyince şöyle buyurdu. Kıyamet kopuncaya kadar, var olacak her şeyin kaderini yaz. Ey oğulcuğum ben Allah Resulünün şöyle dediğini işittim. Kim bu inanç ve itikattan başka bir kanaat üzere ölürse benden değildir.” (Ebu Davut.) bir başka rivayette Tirmizide yakın sözlerle nakledilir.
Sehl b. Sad’ın rivayet ettiği bir hadisi örnek verelim. Güya Peygamber şöyle buyurmuştur. “Kişi cehennemliklerin amelini işler durur, halbuki o cennet ehlindendir, yine kişi cennetliklerin amelini işler durur, halbuki o cehennemliklerdendir.” Bunun anlamı şu değil midir, insanın iradesi elinden alınmıştır, daha önceden yazılan bir yazgı ile kahredilmiştir ve insanın çabası boşunadır. Çünkü insan ezelde kendisi için taksim olunup, ayrılan şeyden hiçbir şeyi değiştiremeyecektir. O zaman deriz ki: İnsanın çabasının boşuna ve faydasız olduğu doğru mudur? Öyleyse Allah hesap gününden bahsederken niçin şu ayeti buyursun? 53/ Necm 39. “Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” 40. “Ve çalışması da ileride görülecektir.” 41. “Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.” Bu insanlar nasıl olur da Allah ile Peygamberi karşı karşıya getirirler. Şunu hiç mi düşünememişler, Allah bu hadislere göre zalim oluyor, yine cahil durumuna düşürülüyor. Bu ve benzeri sözleri kitaplarına nasıl alıyorlar veya nakledenler bunun Ayetle çeliştiğini hiç mi düşünmemişlerdir, insan hayretler içinde kalıyor. Hz. Peygamber hem KUR’AN ’ı tebliğ edecek, sonrada bu ve benzeri hadisleri söyleyecek, bu Peygamberin sıfatı olur mu ? bu Hem Allah’a, hem de Peygambere iftira ve yalan uydurmak değil de nedir?
Allah, külli ve hür iradesiyle varlık ve oluşun seyrini ve hedeflerini geniş bir dairede tespit etmiştir. Bu Allah’ın tekelindedir. Uluhiyet yani Allah budur. İnsan gücü ne olursa olsun, bu ona, ana daireye müdahale hakkı vermez. Ancak, şunu unutmamak gerekir: Külli irade yani Allah, yine kendi hür iradesiyle, o geniş dairenin içinde sonsuz imkan daireleri çizmiştir. Biz bunlardan hangisini seçersek, Allah ona bağlı sistemleri oluşturarak çalıştırır.
Kader kelimesi, KUR’AN da, her şeyi bir ölçü ve nizama göre tanzim edip uygulamaktır. Yani Allah’ın yaptığı işlerin bir nizamı, ölçüsü ve hikmeti olduğunu bildirir. Yaptığı ve yapacağı işleri bir hikmet dairesinde yapar, lüzumsuz, manasız, gelişigüzel, rastgele iş yapmadığını ifade eder. 54/ Kamer 49. “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” Hadis rivayet edenler ve nakledenler ile bazı müfessirler bu ayetteki kader kelimesini, Allah’ın ezelde insanların yapacakları işleri ve kainattaki her şeyi takdir ettiği şeklinde izah eden rivayetler naklederler Hatta bunlara göre bu ayet inince bazı Müslümanlar Peygambere gelip: Öyleyse çalışmak niçin? Kadere güvenip çalışmayı bıraksak olmaz mı? Yaptığımız iş, bizim yeni yaptığımız bir şey midir? Demişler. “Peygamber ise: Siz amel ediniz, herkese yaratıldığı iş kolaylaştırılır.” (Buhari, edep 120, kader 4.)